(2918 S. K. m. 111)
Dava: Davacı Abdulkadir Ertunç vekili Avukat Mehmet Dönmez tarafından, davalılar Ali Çalık ve Osman Doğu aleyhine 11.8.2000 gününde verilen dilekçe ile desteğin ölümü ile sonuçlanan trafik kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 8.12.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili Avukat Mehmet Dönmez tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının tazminat istemine karşı davalı, davacının uğradığı zararları karşıladığını ve ibra edildiğini belirterek ibranameyi dosyaya sunmuştur.
Dosyaya ibraz edilen ibranamede, davacı ve ölenin diğer mirasçıları, davalı Halil Çalık'tan maddi ve manevi tazminatlarını aldıklarını ve davalıyı kesin ve kat'i olarak ibra ettikleri belirtilmiştir. Yargılama aşamasında davalıların davacı ve mirasçıların 500 milyon lira aldıklarını iddia etmeleri karşısında, davacı herhangi bir itirazda bulunmamıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 111. maddesinin ikinci fıkrasında tazminat miktarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar ve uzlaşmaların, yapıldığı tarihten itibaren iki sene içinde iptal edilir hükmü yer almaktadır. Yine madde de, sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalarında geçersiz olduğu hüküm altına alınmıştır. Ne var ki, yapılan bir ödemenin de gözardı edilmesi düşünülmemelidir. Yapılan ödemenin gerçek olması durumunda verilen ibraname ancak bir makbuz hükmünde düşünülmeli ve bu ödenen miktar, hüküm altına alınacak tazminattan düşünülmelidir.
Somut olayda davacıların eşi ve annesi durumundaki destekleri ölmüştür. İbranamede ise davacılar tüm maddi ve manevi haklarını aldıklarını bildirmiş olmalarına rağmen ne miktar tazminat ödendiği yazılmamıştır. Davacılar yargılama sırasında 500.000.000 lira aldıklarının bildirmişlerdir. Bu miktarın davacıların maddi ve manevi zararlarını karşılaması mümkün olmadığından davalıların dayandığı ibranamenin makbuz niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Şu duruma göre mahkemenin yapacağı iş, davacının haksız fiilden dolayı uğradığı zarar miktarını belirleyerek yapılan ödemenin tazminat miktarından düşürüldükten sonra, geriye kalan miktara hükmetmek gerektiği halde, ibraname nedeni ile davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25.04.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy