(818 S. K. m. 41, 47, 49) (1086 S. K. m. 74)
Davacı H. Bilgiç vekili Avukat B. Gündoğan tarafından, davalı A. Doğan aleyhine 1.5.1998 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından doğan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.9.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili Avukat H. Özveren tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince;
a) Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasar tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalının araç sigortası tarafından davacıya 5.6.1998 tarihinde 183.403.000 lira ödenmiştir. Davacı, aracın hasar bedeli olarak 186.337.000 lira istemiştir. Mahkemece, davacının istediği maddi tazminat toplamından sigorta tarafından ödenen miktar mahsup edildikten sonra geriye kalan miktara hükmetmek gerekirken, sigortadan yapılan ödeme gözetilmeden bilirkişi tarafından hesaplanan hasar miktarı esas alınarak hüküm kurulması HUMK.nun 74. maddesinde düzenlenen "taleple bağlılık" ilkesine aykırı olduğundan kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
b) Davacı, annesi ile birlikte özel otosu ile bayram tatiline giderken trafik kazası sonucu dağ başında kaldığını, çekici parasını öğretmen maaşı ile zor temin ettiğini, aracının hurdaya döndüğünü ve bu olaydan dolayı çok üzüldüğünü belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davacının bu zararlandırıcı eylem sonucu kişilik değerlerine bir saldın söz konusu olmadığı gibi, bedensel bir zararı da bulunmamaktadır. Manevi tazminata hükmedilebilecek haller BK.nun 47. ve 49. maddelerinde düzenlenmiştir. Zararlandırıcı olayın özelliği itibariyle davanın anılan maddelerde öngörülen biçimde kişilik değerlerinin saldırıya uğradığından söz edilemez. Maddelerde öngörülen koşullar oluşmamıştır. Mahkemece bu yön gözetilerek manevi tazminatın reddi gerekirken, bu kalem istemin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2/a-b) nolu bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 31.10.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY YAZISI
Kural olarak mala verilen zarar, kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığından manevi tazminatı gerektirmez.
Ancak somut olayda davacı, aracının hasar görmesi nedeniyle manevi tazminat istememiştir. Davacı bayram tatili nedeniyle hasta ve ameliyatlı annesi ile birlikte aile ziyaretine giderken kaza nedeniyle şehirlerarası yolda kaldıklarını, çok kötü şartlar altında Ankara'ya gelmek zorunda kaldıklarını, bayram tatilinin zehir olduğunu ileri sürerek manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece de bu nedenle 150.0000.000 lira manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir.
Kişisel haklar, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan haklardır. Bunlar hayat, beden ve ruh tamlığı vicdan, düşünce ve her türlü özgürlüğü içermekte olup sayılanlarla da sınırlı değildir. Dava konusu kaza nedeniyle davacının beden ve ruh tamlığı (psikolojik bütünlüğü) ihlal edilmiştir. Bu nedenle manevi tazminata hükmedilmiş olması yerindedir.
Bozma kararının (2-b) bendine katılamıyorum. 31.102001
Full & Egal Universal Law Academy