(818 S. K. m. 43)
Dava: Davacı Soner ... vekili Avukat Mustafa ... tarafından, davalı Salih ... aleyhine 6.10.1997 gününde verilen dilekçe ile davalının haksız eylemi nedeniyle hapiste yatan davacının uğradığı manevi zararın ödettirilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 3.4.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın ödettirilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava reddedilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, işvereni olan davalının ablasına ait olduğunu bildiği adrese davacının gerçek adresi orası imiş gibi ödeme emri göndererek, aleyhine yaptığı icra takibini kesinleştirdiğini, yasal sürede mal beyanında bulunamadığı için mal beyanında bulunmamak suçundan yargılanıp, cezalandırılarak haksız yere hapis yattığını, belirterek bu nedenle uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir. Yerel mahkemece davalının Tebligat Kanunu'na muhalefet suçundan yargılanıp beraat ettiği gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
Dosyadaki belgelerden, davalının davacının işvereni olup, davaya konu usulsüz tebligatın davacının ablasının adresine gönderildiği ve davacının ablasının da davalının kiracısı olduğu anlaşılmaktadır. Bu takipten önce taraflar arasında İş Mahkemesinde görülen iki dava bulunup, bu davalarda davalı davacının gerçek ikametgah adresini bildirmiştir. Ayrıca davalı, davacı tarafından haciz için gecikmiş itirazda bulunup gerçek ikametgah adresini bildirmeden önce mal beyanında bulunmamak suçu ile ilgili 15.1.1996 tarihli şikayet dilekçesinde de davacının gerçek adresini bildirdiği gibi, haciz işlemi de gerçek adreste yapılmıştır. Tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde davalının davacının gerçek adresini bildiği anlaşılmaktadır.
Davalının sanık olarak yargılandığı 7201 sayılı Tebligat Yasası'na muhalefet suçundan ceza dosyasında delil yetersizliğinden beraat ettiği hususu nazara alındığında bu tür bir beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağı açıktır. Yine davalının davacının hapis yatmasına neden olan usulsüz tebligatın geçersizliği de İzmir 2. İcra Tetkik Mercii kararı ile kanıtlanmıştır.
Şu durumda davalının davacının gerçek adresini bildiği halde sırf zarar verme kastı ile ablasının adresine tebligat çıkartarak davacının hapis yatmasına neden olduğuna göre verdiği zarardan sorumlu olması gerekir. Bu nedenle davacının uğradığı manevi zarara uygun bir miktarda manevi tazminata hükmetmek gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 08.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy