(818 S. K. m. 43, 44)
Dava: Davacılar Hüseyin B. ve diğerleri vekili Avukat Cengiz H. tarafından, davalı SSK Genel Müdürlüğü aleyhine 25.04.1996 gününde verilen dilekçe ile hatalı tedaviden doğan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 08.02.2001 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 05.11.2001 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı adına Avukat Emine Yaşar Ö. ile, karşı taraftan davacılar adına Avukat Cengiz H. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1 - Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2 - Diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, hatalı tedaviden kaynaklanan tedavi, işgücü kaybı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiştir.
Tazminat kapsamı ile ilgili olarak hazırlanan ve mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda, iki şıklı tazminat hesaplaması yapılmış, mahkemece bu hesap yöntemlerinden ortalama yıllık kazanç hesabına göre yapılan tazminat miktarı benimsenerek hüküm kurulmuştur. Oysa, hükme dayanak yapılan bu yöntemde; bilinmeyen döneme ait ücret artışı ve indirimi yıl yıl yapılmamış olduğundan gerçek zarar tam olarak belirlenemez.
O halde bilinmeyen döneme ait gerçek zararın ve hüküm altına alınacak tazminat miktarının belirlenmesi için raporun düzenlendiği tarihte bilinen son gelir miktarı esas alınmalı ve her yılın toplam geliri %10 oranın da artırılmalı ve yine %10 oranında indirilmek suretiyle hesaplama yapılmalıdır.
Açıklanan bu yönteme uygun düşmeyen tazminat hesaplamasına göre belirlenen miktarın esas alınarak hüküm kurulmuş olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 2 sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenle reddine ve davalı idare yararına takdir olunan 97.500.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine 05.11.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, davalı Kurum'a ait hastahanedeki tedavisi sırasında yapılan, hata nedeniyle doğan zararının tazminini istemiş, mahkemece verilen karar dairemizce bozulmuştur. Dairemizin bozma kararına göre Asliye Hukuk Mahkemesinin kendisinin görevli sayması dairemizce uygun bulunmuştur.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu Kurum'a bazı görevler yüklemiştir. Bu görevlerden biri de sigortalı ve yakınlarına sağlık yardımlarının yapılmasıdır. Kanunun 32. ve 35. maddelerinde ifadesini bulan bu yardımları Kurum, teşkilatlandırdığı sağlık müesseselerinde aynen yerine getirdiği gibi hak sahibinin başka sağlık kuruluşlarında yaptırdığı tedavilerin bedelini ödemek suretiyle de yerine getirebilir. Aynı kanunun 134. maddesi gereğince bu kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklara iş mahkemelerinde bakılır.
Yukarıda anılan 134. maddenin açık düzenlemesine göre davaya İş Mahkemesinde bakılması gerekir. Her ne kadar dava önce iş Mahkemesinde açılmış ve o mahkemenin görevsizlik kararı üzerine asliye hukuk mahkemesine intikal etmiş ise de iş mahkemesinin görevsizlik kararı Yargıtay aşamasından geçmemiş olduğu için sonraki mahkeme durumunda bulunan asliye hukuk mahkemesini görev yönünden bağlayıcı bir karar değildir. (HUMK madde 25). Bu nedenle mahkemece verilecek karar iş mahkemesinin görevi içinde olduğu gerekçesine dayanan görevsizlik kararı olmalı idi.
Yukarıda yazılan gerekçelerle Dairemizin esasa ilişkin bozma kararı vermiş olmasına katılamıyoruz. Davanın iş mahkemesinde görülmesi için görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. 05.11.2001 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy