(818 S. K. m. 41, 105)
Dava: Davacı F. Kaya vekili Avukat Z. Seyhan tarafından, davalı Trakya Çimento San. T.A.Ş. aleyhine 13.6.1995 ve 2.11.2000 gününde verilen dilekçeler ile emekli ikramiyesinin davalının eylemi nedeniyle geç alınmasından kaynaklanan tazminatın istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.12.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle;
Sonuç: Usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 15.11.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Değişik nedenlere dayanan alacakların gecikmesi nedeniyle zarara uğradıklarını iddia eden davacı, döviz, altın, banka faizi gibi gelinleri esas almak suretiyle zarar isteklerinde bulunmakta, yerel mahkemeler yukarıdaki ölçülere göre hesap yaparak zararın tahsiline karar vermekte, Yargıtay'ın bazı dairelerince de bu yoldaki kararlar onanmaktadır.
İsteğin hukuki değerlendirmesi Borçlar Kanunu'nun 105. maddesindeki "munzam zarar" olarak nitelene gelmektedir. Ancak; dava dilekçelerine dikkat edildiğinde, esas isteğin munzam zarar tarifine uymadığı, enflasyonunun yıprattığı paranın yasada belli faizinin zararı karşılamadığı, bu amaçla dava açıldığı sonucuna varılmaktadır.
Para değerindeki düşüklük hızının alacaklıların zararını karşılamadığı, yasada belirlenen faiz nispetinin bu konuda çare olmadığı bir gerçektir. Bu ihtiyacın giderilmesi için kanun koyucunun bu ihtiyacı giderecek şekilde tedbir almasının gereği yadsınamaz.
Borçlar Kanunu'nun 105. maddesindeki munzam zarar kavramına sokulabilecek zarar olması için davacının o paraya zamanında kavuşması halinde yasada belirlenen faiz getirişinin üstünde gelir getirecek şekilde o parayı değerlendireceğini kanıtlaması gerekir. 105. madde'nin bu günkü düzenlemesine göre, kanıtlama bulunmaksızın varsayımlara göre, karar verilmesi yasaya uygun düşmemektedir. Enflasyon tahribatının önlenmesi konusunda yapılacak düzenleme ihtiyacının munzam zarar müessesesi ile karşılanması kural farklılıkları nedeniyle mümkün değildir.
Somut olayda davacı dövize endeksli yatırım yapması halinde zararının ne kadar olacağını belirlemek suretiyle istekte bulunmuştur. Davacının dilekçesindeki iddia bile varsayıma dayanmaktadır. Yasal anlamda munzam zarar iddiası bulunmadığından, istekle ilgili kanıt da getirilmediğinden faizi aşan zarara karar verilemez. Bu nedenle kararın bozulması gerekirken onanmış olmasını uygun bulmadığımdan onama kararına katılamıyorum. 15.11.2001
Full & Egal Universal Law Academy