(818 S. K. m. 41, 47, 49)
Dava: Davacı R. Ukal ve diğerleri vekili Avukat M. Leblebici tarafından, davalı S. Kumru aleyhine 13/9/1999 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/4/2001 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 6/11/2001 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat M. Leblebici geldi, karşı taraftan davalı vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutan adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sının onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan işte desteğin kusurunun bulunmaması, davacılara olan yakınlığı ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları çok azdır. Daha üst düzey tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
2- Davacılar dava konusu haksız eylem nedeniyle talep ettikleri manevi tazminat miktarlarına olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep ettikleri halde hükmedilen tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (1 ve 2) sayılı bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davacılar yararına takdir edilen 97.500.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 6.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy