(818 S. K. m. 41, 43, 47) (2709 S. K. m. 129/5)
Dava: Davacı G. ... vekili Avukat tarafından, davalılar A.N... ve diğerleri aleyhine 27.3.2001 gününde verilen dilekçe ile davalıların Milli Güvenlik Kurulunda tartışmaları sonucu ticari hayatın felç olduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 24.4.2001 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 8.11.2001 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat ile karşı taraf davalılardan B... vekili Avukat geldiler, diğer davalılar adına kimse gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Devlet Bakanı olan davalıların 19 Şubat 2001 tarihinde yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında birbirlerine karşı görevleri ile bağdaşmayacak biçimde yakışıksız söz ve hakaretlerde bulunduklarını, bu durumun kamuoyuna yansıtılması üzerine piyasalardaki düzen ve devamlılığın bu nedenle bozulduğunu, Türk lirasının anında % 30 oranında değer kaybettiğini ve borsanın tarihinin en büyük düşüşünü yaşadığını, bunun davalıların kişisel kusurları sonucu meydana geldiğini, bir vatandaş olarak bu durumun kendisinin ümitsizliğe ve derin üzüntüye düşmesine neden olduğunu, bunun sonucu olarak da maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılardan H... ve B... vekilleri aracılığıyla davanın reddini savunmuşlardır. Davalı A.N... ise davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davalıların eyleminin hizmet kusuru niteliği ölçüsünde bulunduğu, davranışlarının zararlandırma kastını taşımadığı, kaldı ki, ülkedeki ekonomik sıkıntının davalıların davranışlarından kaynaklanmadığı gerekçe gösterilerek istem reddedilmiştir.
Dava dilekçesi ve davacının tüm iddiaları birlikte değerlendirildiğinde dava, davalıların kişisel kusurlarına dayanılarak açılmıştır. Mahkemece iddia da gözetilerek somut olayda davalıların kişisel kusurlarının bulunup bulunmadığının incelenmesi ve irdelenmesi gerekirken, kararın gerekçe kısmında hizmet kusuruna ağırlık verilmek suretiyle sonuca gidilmiştir. Anayasanın 129/5. maddesinin davacının iddiası karşısında bu olayda uygulama olanağı bulunmamaktadır. Anılan madde, bir kamu görevlisinin görevini yerine getirirken verdiği zararları içermektedir. Bununla amaçlanan yön, kamu görevlisinin görev sınırları içinde kalmak koşuluyla yaptığı işlem ve eylemden oluşan zararın öncelikle kişinin çalıştığı kurumdan istenmesini öngörmektedir. Somut olayda davacı, davalıların bu görev sınırını aştıklarını iddia ettiğine göre, uyuşmazlığın anılan madde kapsamında değerlendirilmesi düşünülemez.
Bu bakımdan, mahkemenin karar yerinde yazılı olduğu gerekçe ile davayı reddetmesi doğru değildir. Ancak, somut olayda davalıların eylemleri ile davacının uğradığını iddia ettiği zarar arasında uygun illiyet bağının varlığı kanıtlanamamıştır. Davalılardan B... ve H...nin de siyasi sorumluluklarının bulunduğu gözetilerek sonucu bakımından doğru olan kararın, HUMK'nın 438. maddesindeki düzenleme itibariyle gerekçesi değiştirilerek onanması uygun görülmüştür.
Sonuç: Mahkemece kararın yukarıda belirtilen nedenlerle gerekçesi değiştirilerek bu düzeltilmiş biçimi ile ONANMASINA ve davalılardan B... yararına takdir edilen 97.500.000 lira duruşma avukatlık ücretinin temyiz eden davacıya yükletilmesine 8.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy