(1086 S. K. m. 437)
Dava ve Karar: Davacı Türk ... AŞ vekili tarafından, davalı TEDAŞ İzmir Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüğü aleyhine 25.7.2000 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair ve temyiz isteminin reddine dair verilen 23.2.2001 ve 11.5.2001 günlü kararların Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davalıya ait elektrik direğine topraklama tesisi yapımı sırasında telefon hatlarına verilen zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Davaya hakem sıfatıyla bakılarak kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacının bu karara karşı yaptığı temyiz itirazı red edilmiş olup davacı bu red kararını temyiz etmektedir.
Davaya 3533 sayılı yasa hükümlerine göre hakemde bakılabilmesi için anılan yasanın 1. maddesinde öngörülen koşulların bulunması gerekir. Bu madde de yanların genel, katma ve özel bütçelerle yönetilmesi ve sermayesinin tamamının devlete ait bulunması öngörülmüştür.
Somut olaydaki davacı Türk ... A.Ş.nin sermayesinin tamamının devlete ait olmadığı, kuruluşunda gerçek kişilerinde payı olduğu görülmektedir. Şu durumda davaya 3533 sayılı yasa hükümlerine göre değil, genel hükümler uyarınca bakılarak yargılama yapılmalı ve varılacak sonuca göre karar verilmelidir. Bu yönün gözetilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Hakemce verilen kararların temyizi kabul olmadığı gerekçesiyle esastan red kararının temyiz isteminin reddine karar verilmişse de görev kamuyu ilgilendirdiğinden hakem kararları görev yönünden temyiz edilebilir.
Bu nedenle temyiz isteminin reddine ilişkin karar kaldırılarak yukarıda açıklanan nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle bozulmasına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 26.11.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava hakemde açılmış, hakem sıfatıyla karar verilmiş, temyiz üzerine dairemizce yukarıdaki gibi karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yürürlüğünden 10 yıl kadar sonra kabul edilen 3533 Sayılı Kanunla (Umumi Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye veya Hususi İdarelere Aid Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim Yoluyla Halli Hakkında Kanun) Mecburi Tahkim Usulü getirilmiş, kamu kuruluşları arasındaki uyuşmazlıkların ortadan kaldırılması adli yargının görev alanından çıkarılarak bu kanunda belirlenen hakemlere verilmiştir. Kanunun 2. maddesinde belirlediği kamu kuruluşları arasındaki uyuşmazlıklarda hakemin bir bakan olacağı belirlenmiş iken, 4. maddesindeki uyuşmazlıklarda o yerin en kıdemli hukuk hakiminin hakemlik görevini yapacağı kararlaştırılmış bulunmaktadır. Aynı Kanunun 6. maddesine göre hakemlerce verilen kararlar kesin olup bu kararlar için hiçbir makam ve mercie başvurulamaz. Ancak kararı uygun bulmayan taraf hakeme itiraz edebilir. Bu düzenlemede hakemin hakim olması kanun koyucunun bir tercihi olup verilen kararların kesinliği ve niteliği bakımından önemli değildir. Başka bir deyişle bu yargı yerini (Mecburi Hakem) yargının bir şubesi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Aksi halde 2. maddedeki bakanın hakem olarak baktığı işlerle ilgili kararlar kesin olduğu halde 4. maddedeki hakemin hakim olduğu işlerin kesin olmadığı gibi farklılık yaratılmış olur ki, bu şekilde ikilik yaratmak Kanunun düzenleme amacına ters düşer.
Tüm mahkemelerin bu arada doğal olarak Yargıtayın da görevi kanunla belirlenmiştir. Yargıtayın görevleri adli yargıdaki ilk derece mahkemelerinin görevlerine giren işlerde verdikleri kararları temyiz mercii olarak incelemek, istisnai hallerde de ilk derece mahkemesi görevini yapmaktır. Yargıtayın görevini belirleyen düzenlemede 3533 sayılı Yasa gereği hakemlerce verilen kararların üst mahkeme olarak Yargıtay'ca inceleneceğine dair hüküm bulunmadığı gibi, özel yasada da Yargıtay'a bir görev verilmemiş, aksine hakem kararları aleyhine hiçbir yere başvurulamayacağı belirlenmiş bulunmaktadır. Bu kurallara rağmen temyiz incelemesi yapılabilmesinin gerekçesi kararın hakim tarafından verilmiş olması ise, hakimlerce verilen her kararın temyiz edilebileceği sonucuna varılır ki o takdirde ilçe seçim kurulu başkanı olan hakimin, seçimle ilgili verdiği kararın da, sırf hakim tarafından verilmiş olması nedeniyle temyiz edilebileceği sonucuna varılır ki bu sonuç mevzuata ve tatbikata aykırı olur.
Özel kanununda da belirtildiği üzere 3533 sayılı Kanun gereğince hakem tarafından verilen kararlar aleyhine hiçbir mercie başvurulamayacağı belirlenmiş olan işte Yargıtayın her ne suretle olursa olsun inceleme yetkisi yoktur. Bu nedenle işin dairemizce incelenmiş olmasını uygun bulmadığımdan karara katılamıyorum. 26.11.2001 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy