(818 S. K. m. 53, 61)
Dava: Davacı A.K. Gökyıldız vekili Avukat A. Beyazıt tarafından, davalı B. Gökyıldız aleyhine 31.1.2001 gününde verilen dilekçe ile eşya alacağının istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 19.4.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, tereke hakimliği tarafından davalıya mirasçısı sıfatıyla teslim edilen (11) kalem antika eşyanın, geri verilmemesinden kaynaklanan aynen iade, olmazsa tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bu eşyaların davalı tarafça yok edildiğine dair bir delil olmadığı belirtilerek dava reddedilmiştir.
Davacının kardeşi çocuksuz olarak vefat etmiş olup mirası, eşi olan davalıya ve kardeşi olan davacıya 1/2 oranında intikal etmiştir. Tereke Hakimliği, murisin mallarını tespit etmiş, bunlardan (11) kalem halinde belirlenen dava konusu eşyalar 9.6.1994 tarihinde önce yediemin sıfatıyla davalıya teslim edilmiş, daha sonra ise 15.2.1996 tarihinde mirasçı sıfatıyla geçici olarak teslim edilmiştir. Murise ait diğer bazı eşyalar üzerinde davacının istihkak iddiasının mahkemece kabul edilmesi ve bu ilamın icrası için davalıya ait eve gidilmesi sırasında davalı evde bulunamamıştır. Bunun üzerine icra memurları çilingirle kapıyı açarak ilama konu eşyaları davacıya teslim etmişler ve eldeki davaya konu (11) kalem antika eşyanın evde bırakıldığına ve kapının muntazaman geri kapatıldığına dair 27.9.1996 tarihli tutanağı tutmuşlardır.
Davalı, (11) kalem eşyanın evde bırakılmış olmasına rağmen, eve girilirken kapının kilidinin matkapla açılması nedeniyle açık kaldığını sonradan eve giren üçüncü kişilerin ve muhtemelen davacının bu (11) sıra haldeki eşyayı götürmüş olabileceğini savunmuştur.
Davalı hakkında, gerek dava konusu eşyaları kaybettiği, gerekse dava konusu olmayan bazı eşyaları teslim edilmemesi nedeniyle ceza davası açılmıştır. Ceza davası sonucunda; davalının (11) kalem antika eşyayı aldığına dair bir delil olmadığı belirtilerek beraat kararı verilmiş, ancak diğer bazı eşyaları teslim edememesi nedeniyle emniyeti suiistimal suçundan mahkum olmuştur.
Gerek ceza dosyasındaki, gerekse eldeki dosyada bulunan delillere göre; dava konusu eşyaların davalıya teslim edildiğinde uyuşmazlık yoktur. Davalı sanık sıfatıyla 3.10.1996 tarihinde verdiği ifadesinde; icranın eve girmesinden (1) gün sonra eve geldiğini ve dava konusu eşyaların evde bulunamadığını savunmuştur. Oysa ceza yargılaması sırasında dinlenen ve davalının komşusu olan tanıklar; davalının, icra memurları gittikten yarım saat sonra aynı gün eve geldiğini söylemişlerdir. Gene icra sırasında görevli personelin beyanlarından ve Emniyet Müdürlüğünün 3.10.1996 tarihli görgü tutanağı ile icra infaz tutanağına göre, icra işleminden sonra kapının muntazam olarak kapatıldığı, evin pencerelerinin de kapalı ve zorlama olmadığının belirtildiği görülmektedir. Tanıklarda, yarım saat sonra gelen davalının kapıyı açamadığını çilingir getirerek açtığını belirtmişlerdir. Şu durumda, davalı nezdinde bulunan ve davalının rızası dışında eşyaların alındığına dair bir delil olmadığı halde, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru değildir. Öte yandan, ceza mahkemesinin davalıya teslim edilen bir kısım eşyalar konusunda mahkumiyet, bir kısım eşyalar konusunda ise delil bulunmadığı gerekçesi ile beraat karan vermiş olması çelişkidir. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararıyla bağlı değildir. Mevcut deliller çerçevesinde davalının sorumluluğu yolunda bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy