(818 S. K. m. 49)
Davacı M.S. Çelebi vekili Avukat S. Sunay tarafından, davalı Milliyet Gaz. AŞ adına A. Doğan aleyhine 26.7.2000 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldın nedeniyle 10 milyar lira manevi tazminat ve yayın istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne 1 milyar lira manevi tazminatın tahsiline ve hüküm fıkrasının yayınına dair verilen 29.5.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazına gelince; davacı, davalının hukuka aykırı olarak yaptığı yayın nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığım ileri sürmek suretiyle manevi tazminat ve karar özetinin de yayınına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece manevi tazminat istemi kısmen kabul edilmiş, hüküm fıkrasının yayınlanmasına karar verilmiştir. Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Borçlar Kanununun 49. maddesinde hakimin tazminatın ödenmesi yerine diğer bir yaptırıma veya ilave bir yaptırımı öngören bir karar verilebileceği gibi, saldırıyı kınayan bir hüküm de kurulabileceği öngörülmüştür. Medeni Kanunun 4. maddesinde ise yasanın takdir hakkı tanıdığı durumlarda hakimin somut olaydaki olguları gözeterek hak ve adalete göre karar vereceği düzenlenmiştir.
Açıklanan şu düzenlemeye göre hakimin davaya konu olan uyuşmazlıkların çözümünde, belirleyeceği yaptırımın türünü serbestçe takdir edebileceği ancak bu yaptırımın somut olay itibariyle hak ve adalete de uygun olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Davaya konu olan olayda, mahkemece istenen tazminatın kısmen hüküm altına alınması ile, davalıların hukuka aykırı eylemlerinin sabit olduğu belirlenmiş, böylece hem hukuka aykırılığın saptanmış olması ve hem de yararına tazminata hükmedilmekle davacının tatmin duygusu sağlanmış bulunmaktadır. Somut olayın özelliğine, haber verilişinden bu yana uzun bir sürenin geçmiş bulunmasına ve BK.nun 49/2. maddesindeki ölçüler esas alındığında ayrıca yayına da karar verilmiş olması uygun görülmemiştir. Ne var ki bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın HUMK.nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) nolu bentte gösterilen nedenle hüküm fıkrasından "sadece hüküm fıkrasının en yüksek tirajlı üç gazetede yayınlanmasına" sözcük dizisinin çıkarılmasına öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine, kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 27.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY YAZISI
Dava; basın yolu ile kişilik haklarına saldırı iddiasına dayanan manevi tazminat davasıdır.
Davalı şirkete ait Milliyet Gazetesinin 15.6.2000 tarihli sayısının 21. sahifesinde, "İpekçi cinayetinin aktörleri" başlıklı haber yazıda, 21 yıldır çözülemeyen İpekçi cinayetinde bir çok ünlünün isminin geçtiği belirtilerek 11 adet isim sayılmış, davacının adına da yer verilmiştir. Davacının ismi karşısına, davacının Almanya'da bu suikast nedeniyle tutuklanarak yargılandığı ve beraat ettiği, papa suikastının arkasında CIA olduğunu açıklayarak bu konuda kitap yazacağını söylediği açıklaması yer almıştır.
A. İpekçi'nin Türk Basınının önde gelen bir ismi olması, cinayetin işleniş tarihi ve biçimi nedeniyle öldürülmesi dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştır. Yıllarca cinayetin çözümü, faillerin belirlenmesi ve yargılanması sağlanamamıştır. Cinayetin yurt içi ve dışındaki soruşturmaları sırasında fail olarak birçok kişi gözaltına alınmış ve sorgulanmıştır.
Davacının da bu olay nedeniyle yurt dışında gözaltına alınarak sorgulandığı güvenilir kaynaklardan dünya kamuoyuna duyurulmuş, yazılı ve görsel basında haber olarak verilmiştir.
Mahkemece A. İpekçi cinayeti ile ilgili dava dosyası içinde bu yolda bilgileri içeren delil, belge, istihbarat raporları olup olmadığı da araştırılmış değildir.
Dava konusu edilen haberde dile getirilen hususlar, yayının yapıldığı tarihteki görünen gerçeğe uygun olup, basının mutlak gerçeğin ortaya çıkmasını bekleme zorunluluğu yoktur. Davaya konu haberler, haber verme hakkı sınırları içinde kalmaktadır. Haberin gösterdiği özellik ve önemi nedeniyle yayınlanmasında kamu yararı da bulunmaktadır.
Bu nedenlerle, davanın tümden reddi gerektiği kanısında olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. 27.12.2001
Full & Egal Universal Law Academy