(1086 S. K. m. 427)
Dava: Davacı S. Tat vekili Avukat E.Dağ tarafından, davalı O. Tat aleyhine 19.7.2000 gününde verilen dilekçe ile davacının daha önceki eşyaların iadesi veya bedellerinin tahsiline yönelik davada belirlenen eşyalarının değiştirildiğinin tespitinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; çeyiz senedindeki eşyaların davalının evinde bulunmadığının tespitine dair verilen 24.5.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, iadesine karar verilen eşya alacağına konu eşyaların değiştirildiğinin tespiti istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava kabul edilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı eş, evli olduğu davalı aleyhine daha önce eşya alacağı nedeniyle dava açarak, çeyiz senedine dayanmış, yapılan yargılama sonunda dava konusu eşyaların aynen iadesi veya belirlenen bedelinin ödenmesi yönünde hüküm kurulmuştur. İlamın icra yoluyla infazı istenildiğinde, iade edilmek istenen eşyaların eşya alacağı davasına konu olan çeyiz eşyaları olmadığı davacının beyanı ile belirlenerek tutanak tutularak icra işlemi sonuçlanmış; bunun üzerine davacı eş tarafından eldeki bu dava açılarak; önceki eşya alacağı davasına konu eşyaların aynen bulunamadığı, takdirde bedelinin tahsili yoluna gidileceğinden adı geçen eşyaların başkaları ile değiştirildiğinin tespiti istenmiştir.
Tespit davaları bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Başka bir deyimle maddi vakıaların tespit davası yoluyla tespiti cihetine gidilmesine kanunen imkan yoktur. Maddi vakıalar ancak bir hukuki ilişki ile tespit davasına konu yapılabilirler. Her davada olduğu gibi tespit davasında da hukuki yararın bulunması esas şarttır. Davacının bir hakkının ya da hukuki durumunun güncel bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olması ve bu hususun davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunması ve tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olması hallerinde bu hukuki ilişkinin tespitinde hukuki yarar bulunduğu kabul edilmelidir. Yine eda davası açılabilecek hallerde kural olarak tespit davası dinlenemez.
Somut olayda davacı eşin hakkının tehdit altında bulunduğu ve hukuki durumunun duraksama yarattığından söz edilemez. Davacı, iadesi istenen eşyaların kendine ait olmadığını, değiştirildiği düşünce ve iddiasında ise buna göre istemde bulunabilir ve uyuşmazlık da bu istem doğrultusunda çözüme kavuşturulabilir. Davacının amacı, kendisine ait olan eşyayı aynen veya bedelini elde etmeye yöneliktir. Bu konuda yararına verilmiş bir hüküm de bulunmaktadır. Ancak halen mevcut olan eşyanın gerçekten kendisine ait olan eşyalardan olmadığının eldeki dava ile teshilinin istenmesinde ve bu yönde verilecek hükümde davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın reddi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy