(818 S. K. m. 101)
Davacı Bekir G. vekili Avukat Doğan A. tarafından, davalı Maliye Hazinesi ve Ahmet A. aleyhine 8.10.1998 gününde verilen dilekçe ile sahte vekaletle tapuda işlem yapılmasından doğan zararın tazmininin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı Ahmet A. hakkındaki davanın reddine, davalı Hazine hakkındaki davanın kısmen kabulüne dair verilen 6.4.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, sahte vekaletname ile tapuda işlem yapılmasından kaynaklanan zararın tazminine ilişkindir. Mahkemece, davalılardan Ahmet Aydın hakkındaki dava reddedilirken, davalı Hazine yönünden kısmen kabul edilmiştir.
Davacının zararı ve zararı talep hakkı taşınmazın malvarlığından çıkması ile doğmaktadır. Davalıda bu tarihte temerrüde düşmüş sayılır. Şu durumda hüküm altına alınan tazminat miktarına tapu iptali davasının kesinleştiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerekirken taşınmazın tapudaki satış işlemi tarihinden itibaren faiz uygulanması yanlış olup, kararın bozulması gerekmiştir.
Temyiz olunan kararın 2 sayılı bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine 14.01.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Bazı istisnai durumlar dışında alacağın ve bu alacağa bağlı faiz isteğinin talep edilebilirlik tarihi, alacağa sebep olan olay tarihidir.
Eldeki davada davacı tapuda işlem yapmak suretiyle taşınmaz satın almış, taşınmazda bulunan kişilerin o yerin satılmadığına dair uyarıları üzerine de, kandırıldığını anlayınca, taşınmazın satılmasına aracılık yapan komisyoncu ile hazine aleyhine bu davayı açmıştır. Davacının bu tazminat davasını açtığı tarihte açabileceği bir tapu iptali ve tescil davası bulunmamaktadır. Aksine, şeklen davacının üzerine geçmiş bulunan taşınmazın tapu kaydının davacıdan önceki malike geçeceği kesindir. Nitekim, önceki malikin açtığı dava sonucu taşınmaz kayden de önceki malike geçmiş olup davacı fiilen taşınmaza hiçbir zaman sahip olamamıştır. Bu gelişmelere göre; davacının önceki malikin açtığı davaya direnmesi için haklı bir nedeni bulunmadığına, kendisinin başka kişiler veya hazine aleyhine taşınmazın aynı ile ilgili bir dava açmasının mümkün bulunmamasına göre, önce taşınmaza sahip olamayacağın senin aleyhine açılacak bir dava ile veya senin açacağın bir dava ile belli olduktan sonra bu tazminat davasını açabilirsin demek mümkün değildir. Dairemizin tazminat davasını tapu iptal davasının sonucu ile ilgilendirdiği kararları varsa da, bu kararlara dikkat edildiğinde, zamanaşımının başlangıcı ve taşınmazın hangi tarihteki değerinin esas alınacağı konularının gündeme geldiği ve işin gereği ile hakkaniyet kuralları esas alınarak zarara uğrayan lehine yorum yapıldığı gözlenmektedir. Eldeki olayda davacı, tapuda işlem yapıldığı tarihte taşınmazın maliki olamadığına ve kendisinin açacağı bir dava ile de bu sonucu almasının mümkün olmadığı o tarih itibariyle belli olduğuna göre, tapudaki işlem tarihinde doğmuş zararı için sonraki bir tarihi beklemesi ve faizin de bu sonraki tarihten başlatılması uygun düşmez. Mahkemenin faizinin başlangıcı bakımından da verdiği karar doğru olduğundan, bozma kararına katılamıyoruz. 14.01.2002 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy