(3533 S. K. m. 1, 4)
Davacı TEDAŞ vekili Avukat E. Özlü tarafından, davalı Denizli Belediye Başkanlığı aleyhine 6/4/2001 gününde verilen dilekçe ile icra takibine yapılan itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 25/5/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
3533 Sayılı Yasa'nın 1. maddesi hükmüne göre; genel, katma ve özel bütçelerde yönetilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı devlete veya belediyelere yahut özel idarelere ait olan daire ve müesseseler arasında çıkan uyuşmazlıklarda adalet mahkemelerinin görevi içinde bulunanlar o kanunda yazılı tahkim usulüne göre çözümlenir. Gene aynı yasanın 4. maddesi, "... Yerin en yüksek dereceli hukuk mahkemesi reisi veya hakimi tarafından hakem sıfatıyla hallolunur." hükmü ile bu tür uyuşmazlıklarda görevli olan mahkemeyi göstermiştir. Bu düzenleme karşısında, artık talep konusu miktara bakılmaksızın o yerin en yüksek dereceli hukuk mahkemesi hakiminin davayı hakem sıfatıyla görüp sonuçlandırması gerekmektedir. Mahkemece miktarın düşük olduğundan söz edilerek dosyanın Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma biçimine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15.10.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Dava hakemde açılmış, hakem sıfatıyla karar verilmiş, temyiz üzerine dairemizce yukarıdaki gibi karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğünden 10 yıl kadar sonra kabul edilen 3533 Sayılı Kanunla (Umumi Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye veya Hususi idarelere Ait Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim Yoluyla Halli Hakkında Kanun ("Mecburi Tahkim Usulü" getirilmiş, kamu kuruluşları arasındaki uyuşmazlıkların ortadan kaldırılması adli yargının görev alanından çıkarılarak bu kanunda belirlenen hakemlere verilmiştir. Kanun'un 2. maddesinde belirlediği kamu kuruluşları arasındaki uyuşmazlıklarda hakemin bir bakan olacağı belirlenmiş iken, 4. maddesindeki uyuşmazlıklarda o yerin en kıdemli hukuk hakiminin hakemlik görevini yapacağı kararlaştırılmış bulunmaktadır. Aynı Kanun'un 6. maddesine göre hakemlerce verilen kararlar kesin olup bu kararlar için hiçbir makam ve mercie başvurulamaz. Ancak karan uygun bulmayan taraf hakeme itiraz edebilir. Bu düzenlemede hakemin hakim olması kanun koyucunun bir tercihi olup verilen kararların kesinliği ve niteliği bakımından önemli değildir. Başka bir deyişle bu yargı yerini (Mecburi Hakem) yargının bir şubesi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Aksi halde 2. maddedeki bakanın hakem olarak baktığı işlerle ilgili kararlar kesin olduğu halde 4. maddedeki hakemin hakim olduğu işlerin kesin olmadığı gibi farklılık yaratılmış olur ki, bu şekilde ikilik yaratmak Kanun'un düzenleme amacına ters düşer.
Tüm mahkemelerin bu arada doğal olarak Yargıtay'ın da görevi kanunla belirlenmiştir. Yargıtay'ın görevleri adli yargıdaki ilk derece mahkemelerinin görevlerine giren işlerde verdikleri kararları temyiz mercii olarak incelemek, istisnai hallerde de ilk derece mahkemesi görevini yapmaktır. Yargıtay'ın görevini belirleyen düzenlemede 3533 sayılı Yasa gereği hakemlerce verilen kararların üst mahkeme olarak Yargıtay'ca inceleneceğine dair hüküm bulunmadığı gibi, özel yasada da Yargıtay'a bir görev verilmemiş, aksine hakem kararları aleyhine hiçbir yere başvurulamayacağı belirlenmiş bulunmaktadır. Bu kurallara rağmen temyiz incelemesi yapılabilmesinin gerekçesi kararın hakim tarafından verilmiş olması ise, hakimlerce verilen her kararın temyiz edilebileceği sonucuna varılır ki o takdirde ilçe seçim kurulu başkanı olan hakimin, seçimle ilgili verdiği kararın da, sırf hakim tarafından verilmiş olması nedeniyle temyiz edilebileceği sonucuna varılır ki bu sonuç mevzuata ve tatbikata aykırı olur.
Özel kanununda da belirtildiği üzere 3533 Sayılı Kanun gereğince hakem tarafından verilen kararlar aleyhine hiçbir mercie başvurulamayacağı belirlenmiş olan işte Yargıtay'ın her ne suretle olarsa olsun inceleme yetkisi yoktur. Bu nedenle işin dairemizce incelenmiş olmasını uygun bulmadığımdan karara katılamıyorum. 15.10.2001
Full & Egal Universal Law Academy