(818 S. K. m. 46)
Davacı İçişleri Bakanlığı vekili Avukat Ş. Özen tarafından, davalı D. Rey aleyhine 10.11.1998 gününde verilen dilekçe ile rücuan tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15.2.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili Avukat O. Akdemir tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davalının haksız eylemi sonucunda yaralanan kamu görevlisine 2330 sayılı yasa uyarınca davacı idare tarafından ödenen nakdi tazminatın rücuan ödetilmesi istemine ilişkindir.
Ceza dosyası içeriğinden; kamu görevlisinin ayağında kırık bulunduğu, hazırlık soruşturması sırasında alınan raporunda 25 gün iş ve güçten kalacak şekilde, ceza yargılaması sırasında alınan adli tıp raporunda ise 15 gün iş ve güçten kalacak şekilde yaralandığının belirtildiği, ceza mahkemesince adli tıp raporunun esas alınarak davalının mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu nakdi tazminat ödemesine dayanak oluşturan komisyon kararında, kamu görevlisinin 45 gün çalışamayacağına ilişkin 26.3.1998 tarihli devlet hastanesi raporunun esas alındığı görülmektedir.
Sorumluluk hukukundaki çalışamama süresi ile ceza hukukundaki mutat iştigalden kalma süresi farklı kavramlardır. BK.nun 46. maddesinde düzenlenen çalışamamaktan doğan zarar kavramı, mesleki işten kalma süresi olarak anlaşılmalıdır. Bu itibarla yaralının olay nedeniyle kaç gün çalışamadığı ve iyileşme süresinin ne olduğu gözetilmelidir. Bunun içinde normal yaşamını sağlayan çalışmasını sürdürebileceği süre gözönünde tutulmalıdır.
Somut olayda, adli tıp raporu ceza hukuku yönünden sonuç doğurmaya yönelik olup, iyileşme süresini içermediğinden hükme esas alınması doğru görülmemiştir. Kamu görevlisinin ayağında kırık bulunması gözetildiğinde, çalışamama süresini (iyileşme süresini) içerdiği anlaşılan 26.3.1998 tarihli devlet hastanesi raporunun somut olaya uygun düştüğü kanaatine varılmıştır. 2330 sayılı yasanın amacı da değerlendirildiğinde ceza hukuku anlamındaki mutat iştigalden kalma süresinin değil kamu görevlisinin çalışamayacağı sürenin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Ayağı kırılan bir kamu görevlisinin 15 gün sonra çalışmaya başlayabileceğinin kabulü de hayatın olağan akışına uygun görülmemiştir. Şu durum karşısında davacı idarenin 45 günlük çalışamama süresini benimseyerek yaptığı ödemenin sorumluluk hukuku ilkeleriyle uyum içinde ve somut olaya uygun bulunduğu benimsenerek davanın aynen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemece adli tıp raporunda belirtilen mutat iştigalden kalma süresi esas alınarak isteğin üçte birine hükmolunması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA; 01.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy