(818 S. K. m. 43/1, 47, 51)
Davacı G. Taş vekili Avukat Y. Ayçan tarafından, davalı Z. Can aleyhine 17.8.2000 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.1.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili Avukat Y. Ayçan tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem sonucu yaralanma nedeniyle manevi tazminat istemine, ilişkindir.
Davacı; trafik kazasında bacağından yaralandığını, 10 gün hastanede ve 4 ay da evde yatmak zorunda kaldığını, işini yapamaz hale geldiğini; ceza yargılaması sonucunda davalının 4/8 oranında kusurlu bulunduğunun belirlendiğini, ancak, tüm kusurun davalıda olduğunu ileri sürerek, 1.500.000.000 lira manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 250.000.000 lira manevi tazminata karar verilmiş ; karar, davacı vekillerince temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sının onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan işte, dava dışı eşi Y. Taş idaresindeki araçta bulunan davacının, davalı idaresindeki araç ile çarpışma sonucu ayağından yaralandığı; Honaz Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki yargılama sonucunda davalının 4/8, dava dışı Y. Taş'ın 2/8 ve yine dava dışı plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün de 2/8 oranında kusurlu bulundukları; olay nedeniyle davacının 10 gün hastanede ve 4 ay da evde yatmak zorunda kaldığı, fabrikadaki çaycılık işinden de ayrıldığı sabittir. Dava, tam kusur savı ile açılmıştır. Yerel mahkemece, davalının olayda 4/8 oranında kusurlu bulunduğu belirtilmek suretiyle tazminat takdir edilmiştir. Davalı, olaya karışan diğer araç sürücüleri ile birlikte.oluşan zarardan dayanışmalı olarak sorumludur (BK.m.51). Kusur oranları, zarara uğrayanın açtığı davada gözetilemez. Ancak, zararlandırıcı eylemin, davacının dava dışı eşi tarafından kullanılan araçta meydana gelmesi ve adı geçenin de belirlenen kusuru; BK.'nun 43/1. maddesinde düzenlenen "hal ve mevkiin icabı" çerçevesinde, tazminat miktarının belirlenmesinde gözönünde tutulabilir. Bunun dışında, olayın oluş biçimi.davacının yaralanmasının derecesi ve tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre takdir olunan manevi tazminat miktarı, çok azdır. Olayın özellik ve sonuçları ile yukarıdaki ilkeler gözetilerek, daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy