(818 S. K. m. 44, 47) (4721 S. K. m. 4) (765 S. K. m. 272)
Davacı Mehmet Y. vekili Avukat Mustafa Ercan tarafından, davalı Aydın K. aleyhine 2.6.2000 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 6.7.2001 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili Avukat Kadriye Çapan tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava;haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine, ilişkindir.
Davalının;acil serviste doktor olan davacıya yönelik müessir fiil ve sövme eylemleri nedeniyle (2.500.000.000) lira manevi tazminat istenilmiş; yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile (700.000.000) lira hüküm altına alınmıştır.Karar,davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerek cismani zarar ve gerekse de kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat isteminin dayanakları, BK.'nun 47. maddesidir.
Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre,hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır.Hükmedilecek bu para,zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek ; tazminata benzer bir fonksiyonu olan, özgün bir nitelik taşır.Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.Takdir edilecek miktar , mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Diğer yandan;kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse, manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir.Hakim,manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında; tarafların kusur oranını,sıfatını,işgal ettikleri makam ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.Miktarın belirlenmesinde,yukarıda da değinildiği gibi her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunabileceği de gözetilerek, takdir hakkını etkileyecek nedenler karar yerinde objektif olarak gösterilmelidir.Çünkü, kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin, hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4'üncü maddesinde belirtilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında, davaya konu işte davalının,kalp krizi geçiren davadışı kardeşi Aykut K.'i hastane acil servisine getirdiği, ilk müdahalenin davacı tarafından yapıldığı;bu aşamada, hastanın eşi Aydan K.'in, kullanılabilecek ilaçların alkol ile oluşturabileceği zararlı etkiler konusunda uyarı amacıyla, eşi hastanın alkol aldığı sırada kriz geçirdiğini, davacıya aktarmak istediği; uyarı amaçlı bu sözlere, davacının ters tepki göstererek : "Bana işimi öğretmeyin" sözleriyle karşılık verdiği, davalıya da: "Zaten sizleri insan olarak görmüyorum" sözlerini söylediği ve yatmakta bulunan hastayı hoyrat bir şekilde tutarak: "Bakmıyor muyum?" dediği ve hastanın da "fenalaşıyorum,yapmayın" dediği ; tartışmanın uzaması üzerine davalının, kardeşi hastayı da alarak özel hastaneye gitmek zorunda kaldığı,anlaşılmaktadır.Asliye ceza yargılaması sırasında, tüm bu olgular benimsenmiş ; kesinleşen müessir fiil eylemi bakımından TCK. m. 272 hükmü, cezanın ortadan kaldırılma nedeni olarak kabul edilmiştir.Maddi vakıayı da belirleyen kesinleşmiş ceza yargılaması kararı; hukuk hakimini de bağlayıcı niteliktedir.Davacı,hukuka aykırı davalı eylemlerinin ortaya çıkmasında tahrik eden sıfatıyla kusurludur.Bu yön,BK. m. 44/1 anlamında bölüşük kusur oluşturmakta olup ; davalı yasal deyimi ile "...zararın ihdasına .." neden olan konumundadır.Diğer yandan, davacı kamu görevlisi; davalı ise kamu hizmetinden yararlanmayı talep eden durumundadır. Nesnel kurallar ile belirlenmiş görev sınırlarının, bizatihi davacının eylemleri ile bu ölçüde zorlanması ve ortaya çıkan sonuçtan da, yukarıda vurgulanan özel hal ve şartlar anlamında, davacı sorumludur.Mahkemenin,tüm bu olgu ve kabulleri gözetmeksizin,yalnızca "...tarafların sosyal ve ekonomik durumuna göre..." gerekçesiyle tazminata hükmetmiş bulunması,doğru olmamıştır.Belirlenen ve kabul edilen tüm bu kusurlu tutumlar ile somut olay özel koşulları gözetildiğinde; hükmedilen tazminat miktarı, çok fazladır.Karar,hakkaniyete uygun ve ölçülü bir miktar tazminata hükmedilmek üzere bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın,yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy