(4721 S. K. m. 4, 25)
Davacı Ferhat Ü. vekili Avukat Yılmaz Onay tarafından, davalı Şekerbank T.A.Ş. aleyhine 26.10.2001 gününde verilen dilekçe ile haksız haciz nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.6.2002 günlü kararın Yargıtayda incelenmesi davalı vekili, incelemenin duruşmalı olarak yapılması da temyize cevap dilekçesiyle davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 28.1.2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat Özgür Birdal ile, karşı taraftan davacı vekili Avukat Yılmaz Onay geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Öteki temyiz itirazlarına gelince;
Dava haksız haciz nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kanıtlara göre; davalı banka kredi borcundan dolayı davacı hakkında icra takibi yapmış, davacı borcunu icra takibinden sonra bankaya ödemesine rağmen, bu ödeme icra dairesine davalı tarafından geç bildirilmesi nedeniyle davacının evinde haciz işlemi yapılmıştır.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Davaya konu olan bu işte davacının borçlu olması üzerine hakkında icra yoluyla takip yapıldığı, yasal düzenleme itibariyle davacının borcunu icra dosyasına ödemesi gerekirken alacaklı bankaya ödemede bulunup, icra dosyasına bilgi vermemesi ve yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde hüküm altına alınan manevi tazminat çok fazladır. daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, öteki temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davalı vekili için takdir olunan 275.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy