(4721 S. K. m. 175) (818 S. K. m. 61)
Davacı Huriye A. tarafından, davalı Hasan G. aleyhine 18.4.2000 gününde verilen dilekçe ile yoksulluk nafakası ile eşya bedeli alacağı istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; yoksulluk nafakası isteminin reddine, eşyaların teslim edilmiş olması nedeni ile konusuz kalan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, ziynet eşyalarına ilişkin davanın kabulüne dair verilen 7.6.2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı, davalı eşi ile boşandıklarını, davalıda kalan ev eşyaları ile ziynet eşyalarının aynen iadesini ve yoksulluk nafakası bağlanmasını istemiştir.
Mahkemece şartları oluşmayan yoksulluk nafakası talebinin reddine, ev eşyalarının yargılama sırasında iade edilmesi nedeni ile, konusuz kalan eşya alacağı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ziynet eşyaları hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı yan temyiz etmiştir.
Olayda davacı altın ve ziynetlerin kocasında kaldığını ileri sürmüş, davalı taraf ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre, olağan olan bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da onun tarafından saklanmış, muhafaza edilmiş bulunmasıdır. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve siyanetine terk edilmiş olması olağana ters düşer. Diğer taraftan altın ve ziynetler, rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen götürülebilen nevidendir.
Somut olayda, davacı ve davalı ayrı köylerden olup, evlenmekle davacı kadın kocasının köyüne yerleşmiştir. Davalı eşini bir arkadaşı ile birlikte köyüne bayram ziyaretine getirmiş, daha sonra gelip alacağını söylemesine rağmen bir daha arayıp sormamıştır. Davacı bu olay nedeni ile boşanma davası açmış, davalının kabulü ile şiddetli geçimsizlik nedeni ile boşanmışlardır. Davacı bayram nedeni ile köyüne ailesini ziyarete giderken, hayatın olağan akışı gereği ziynet eşyalarını üzerinde götürdüğünün kabulü gerekir.
Olayda davacı ziynet eşyalarının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha öncede götürme fırsatını elde edemediğini ya da evden ayrılışının olağan bir biçimde olmayıp kavga, kovulma gibi olağan dışı biçimde olduğunu ispat edememiştir. Hal böyle olunca davaya konu altınların evde kaldığını düşünmek yaşam deneyimlerine uygun düşmez.
Açıklanan ilkelere ve somut olaya göre, davanın reddi gerekirken geleneklerle bağdaşmayacak biçimde, yazılı şekilde ziynet eşyaları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy