(2004 S. K. m. 89) (1086 S. K. m. 417)
Dava: Davacı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı vekili Avukat Hatice Sarılkan tarafından, davalı S... Cam. Ltd. Şti. aleyhine 19.12.2000 gününde verilen dilekçe ile İcra İflas Kanunun 89. maddesine göre davacı idarenin takip borçlusuna borçlu olmadığının tespitinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 2.10.2001 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı hazine vekili Avukat Hatice Sarılkan tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı, icra alacaklısı bulunan davalının kendisine İİK.nun 89. maddesi gereğince ikinci haciz ihbarnamesi göndermesi nedeniyle icra borçlusuna borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Mahkemece dava reddedilmiş olup, kararı davacı temyiz etmiştir.
Dosyadaki bilgi, belge ve açıklamalardan; icra alacaklısı olan davalı tarafından davacıya üç defa ve farklı tarihlerde birinci haciz ihbarnamesi gönderildiği, davacının her üç ihbarnameye karşı süresinde itirazda bulunarak borçlunun davacı nezdinde bir alacağı bulunmadığını bildirdiği, son itiraz tarihinin 1.11.2000 olduğu, buna rağmen çıkartılan ikinci haciz ihbarnamesinin davacıya 14.12.2000 tarihinde tebliğ edildiği, ancak aynı gün ( 14.12.2000 ) takip borçlusunun borcu tamamıyla ödemesi nedeniyle icra dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verildiği, eldeki bu davanın ise 19.12.2000 tarihinde ve süresinde açılmış olduğu anlaşılmaktadır. Belirtilen bu süreç incelenip değerlendirildiğinde birinci haciz ihbarnamesine itiraz edilerek borcu bulunmadığı bildirilen davacıya ikinci haciz ihbarnamesi gönderilmesinin doğru olmadığı zira zimmetinde sayılan bir borç bulunmadığı, gönderilen ikinci haciz ihbarnamesi nedeniyle davacının yasal hakkını korumak amacıyla bu davayı açmak zorunda kaldığı, icra dosyasının işlemden kaldırılmış olmasının belirtilen hususa etkili olmayacağı, bu nedenlerle dava açılmasına davalının sebebiyet verdiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Şu durum karşısında davanın reddine, dava açılmasına, davalının sebebiyet verdiği gözetilerek yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemece dava masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına ve davacının vekalet ücreti ile sorumluluğuna karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 29.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy