(818 S. K. m. 47, 49)
Dava: Davacı Remzi A. vekili Avukat Metin Çetin tarafından, davalılar H. Belediye Başkanlığı ve Habip Y. aleyhine 25.7.2000 ve 4.8.2000 gününde verilen dilekçeler ile trafik kazasından kaynaklanan aracı hasarı ve yaralanma nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.3.2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hacı Rahmanlı Belediye Başkanlığı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı ve eşin yaralanması nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, karar davalılardan H. Belediye Başkanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı trafik kazasında eşinin yaralandığı, bu olay nedeniyle üzüntü çektiğini ileri sürerek manevi tazminat istemiştir. Mahkemece Borçlar Kanununun 47. maddesine dayanılarak istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanununun 47. maddesine göre manevi tazminat talep etme hakkı sadece zarar görene aittir. Yansıma yoluyla manevi tazminata hükmedilmesine olanak bulunmamaktadır. Borçlar Kanununun 47. maddesinin anlatım ve amaç itibariyle ancak zarar görenin ölümü halinde yakınlarına manevi tazminat ödenmesi öngörüldüğünden anılan maddenin bu olaya uygulanması düşünülemez.
Genel bir nitelik taşıyan Borçlar Kanununun 49. maddesi ile kişilik haklarına saldırı halinde manevi tazminata hükmedilmesini düzenlemektedir. Kişilik hakları kişinin yaşamı, sağlığı, vücut ve ruh bütünlüğü ile toplum içindeki yerini koruyan haklar olup duygusal ve sosyal kişilik değerlerini içerir. O halde davacının eşinin yaralanmasının davacının duygusal değerlerine saldırı kapsamında olup-olmadığı üzerinde durulması gerekir. Başka bir anlatımla kişinin kendisinin değil de yakının yaralanması durumunda olayın kendisine özgü ağırlığının ve özelliğinin BK.nun 49. maddesinin uygulanmasını zorunlu kılan olguların kanıtlanması durumunda yaralanan kişinin yakınlarının da zarar gördüğünün kabulü gerekir.
Somut olaya bakıldığında davacının eşinin 1 hafta iş ve güçten kalacak, hayati tehlike geçirmeyecek derecede yaralandığı görülmektedir.
Bu durumda yukarıda açıklanan koşullarının kanıtlanmadığı, eş yönünden ömür boyu sürecek bir üzüntüye yol açacak biçimde kalıcı sakatlık ve ağır bir yaralanmanın söz konusu olmadığı, bir anlık heyecan ve geçici üzüntülerin BK.nun 49. maddesinin koruduğu değerler bakımından kişilik haklarına saldırı teşkil edecek düzeyde bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu bağlamda davacının eşinin yaralanmasından dolayı manevi tazminata hükmedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
2- Davacı, trafik kazasında aracının hasar gördüğü, iddiasıyla ayrıca 2.400.000.000 lira maddi tazminat istemiştir. Mahkemece davalının 2/8 olan kusur oranına göre 600.000.000 liradan sorumlu olduğunu, davalının sigortasından 750.000.000 lira alınmış olmakla davacının araç hasarı konusundaki talebinin 600.000.000 liralık bölümünün konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 600.000.000 liranın üzerinde kalan talebinin reddine karar verilmiştir. Şu durumda reddedilen kısım 1.800.000.000 liradır. Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına 180.000.000 lira vekalet ücreti yerine 87.500.000 lira vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 16.1.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy