(5680 S. K. m. 16, 17) (4721 S. K. m. 24, 25)
Dava: Davacı Metin Bostancıoğlu vekili Avukat Canan Ceyran tarafından, davalı Aslı Gaz. Ve Mat. AŞ ve diğerleri aleyhine 23.5.2001 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle 20.000.000.000 lira manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, 3.000.000.000 lira manevi tazminatın tahsiline dair verilen 24.4.2002 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 18.2.2003 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili gelmedi, karşı taraftan davacı vekili Avukat Fevzi Sarıkaya geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalılardan Nuray Atalay (Başaran)'ın temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-) Davalılar Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş ile Bülent Aydın'ın temyiz itirazlarına gelince; dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
5680 sayılı yasanın 16. maddesinde mevkutelerde işlenen suçlarda kimlerin ceza yönünden sorumlu tutulacakları ve 17. maddesinde de hukuki sorumluluğun kime ait olacağı açıkça gösterilmiştir. Sözü edilen maddelerin hükümleri birlikte incelendiğinde basın yoluyla işlenen haksız eylemlerden doğan maddi ve manevi zararlardan dolayı mevkutelerde yazıyı yazanla birlikte sorumlu müdürünün ve sahibinin müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmaktadır. Kişilik haklarına saldırı oluşturan Akşam Gazetesinin imtiyaz sahibi üçüncü kişi Basın Yatırım Sanayii ve Ticaret A.Ş ile sorumlu müdürü yine üçüncü kişi Mustafa Dolu'dur. Şu durumda, davalılardan Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık AŞ ile Bülent Aydın'a bu davada husumet yöneltilemez. Onlar hakkındaki davanın reddi gerekir.
Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) nolu bendde gösterilen nedenle davalılardan Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık AŞ ile Bülent Aydın yararına BOZULMASINA; davalı Nuray Atalay (Başaran)'ın temyiz itirazlarının ilk benddeki nedenlerle reddi ile hükmün ona yönelik bölümünün ONANMASINA ve davacı vekili için takdir olunan 275.000.000 lira duruşma avukatlık ücreti ile aşağıda yazılı onama harcının davalılardan Nuray Atalay'a yükletilmesine 18.02.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat davasıdır.
Davalı şirkete ait Akşam Gazetesinin 18.5.2001 tarihli sayısında yer alan Bakan Beyin memleketinden yurt manzaraları başlıklı yazıda; Sinop'lu bir işadamı otel yaptırmaya karar verir, ekonomik kriz nedeniyle inşaat yarım kalır. İşadamı Ankara'ya gider, Milli Eğitim Bakanına durumu anlatır. Milli Eğitim Bakanlığınca 1 trilyon lira harcanarak, yarım kalan otel inşaatının projesine (lüks otel) uygun olarak tamamlattırılması, inşaat bitiminden sonra otelin 10 yıl süre ile Kredi ve Yurtlar Kurumuna tahsisi ile öğrenci yurdu olarak kullanılmasına daha sonra binanın alındığı gibi teslimine, karar verilmek suretiyle anlaşma sağlanır. Tamamlanacak binanın, tv'li, mini barlı, sıcak soğuk klimalı, çift asansörlü, çift yüzme havuzlu, roof'lu dünyanın en lüks öğrenci yurdu olacağı, böylelikle yurdun Milli Eğitim Bakanlığına maliyetinin her öğrenci başına 80.000.000.000 lira gideri gerektireceği, bunun da çok pahalı bir hizmet olduğu, oysa Sinop'ta 3 oda 1 salon daire fiyatının 8-10 milyar TL. olduğu, Milli Eğitim Bakanlığına bu para ile 100 adet daire alınabileceği, dairelerin her odasında bir öğrenci barındırılsa, 300 öğrencinin bu dairelerde kalabileceği haber olarak verilmiştir.
Davacı vekili haberin doğru olmadığını, binanın şahsa değil özel idareye ait olduğunu, kaba inşaatı tamamlandıktan sonra 19 Mayıs Üniversitesi Sinop Su Ürünleri Fakültesine satılarak devredildiğini, ödenek yokluğu nedeniyle inşaatın tamamlanamadığını, aynı yerdeki fakültenin şehre uzak olduğunu, öğrenci yurdu bulunmadığı için yapılan protokol ile binanın tamamlanarak 10 yıl süre ile öğrenci yurdu olarak kullanılmasının kararlaştırıldığını, ikmal inşaatının keşif bedelinin 985.000.000.000 lira olduğunu, 46.000.000.000 lira donatım harcaması yapıldığını, işin yapılmasında bir çıkar ilişkisine girilmediğini, Milli Eğitim Bakanlığının katrilyonluk bütçesi olup çok büyük ihaleleri gerçekleştirdiğini, müvekkilinin bakan olarak tek bir kuruşun haksız harcanmasına izin vermediğini, dava konusu yazı ile müvekkilinin kamuoyu önünde küçük düşürüldüğünü, yakınlarına ve çevresine çıkar sağlayan bir siyasetçi olarak tanıtılmak suretiyle kişilik ve onuruna saldırıldığını iddia ederek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Dava konusu haber yazıda, davacının çıkar ilişkisine girdiği, yakınlarına ve çevresine çıkar sağladığı gibi bir iddiada bulunulmuş değildir. Haber-yazıda Sinop'ta otel olarak yapımına başlanan ve yarım kalan inşaatın tamamlanması için Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden 1 trilyonluk ödeneğin aktarılması suretiyle inşaatın tamamlandığı, binanın projesine (otel) uygun olarak tamamlandığı, Yurtlar Kurumuna 10 yıllığına tahsis edildiği, protokole göre süre sonunda binanın yenilenip boyanarak teslim edileceği, bunun da büyük harcamayı gerektireceği, otel olarak yapılan binada 120 öğrencinin kalabileceği, oysa bir trilyon liraya 3 oda 1 salonlu 100 kadar dairenin mülkiyetinin satın alınabileceği ve buralarda 300 öğrencinin barındırılabileceği vurgulanarak binanın eksik inşaatının tamamlanması için kullanılan ödeneğin verimli ve rantabl olmadığı, bu işlem nedeniyle devletin bir kazanç elde etmediği, kaynak kullanımında savurganlık yapıldığı, buna da Sinop'un davacı Bakanın seçim bölgesi olmasının neden olduğu belirtilerek kamuoyu bilgilendirilmiş ve davacı eleştirilmiştir.
Basının görevi; toplum yararını ilgilendiren konularda toplumu objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatma, çeşitli sorunlarda kamuoyunu düşünceye sevk etme, yöneticileri eleştirme ve uyarma, bireyleri içinde yaşadığı toplumun sorunları hakkında bilinçlendirmektir. Basın Özgürlüğü sınırları içinde kalmak ve hukuka aykırı olmamak koşulu ile basının eleştiri hakkı vardır. Davacı yıllarca politik yaşamda yer almış, olay tarihinde Milli Eğitim Bakanıdır. Dava konusu yazıda haber yapılan konunun toplumdaki önemi de gözönünde tutulduğunda davacıya yönelik eleştiri sınırları içinde kaldığı görülmektedir. Kaldı ki, topluma mal olmuş bir siyasetçiye yöneltilen eleştirilerin bazen sert ve ağır olması da kaçınılmazdır. Politik alanda yer alıp ülkeyi yönetme isteğinde olanlar, mahkeme kararlarının ötesinde toplum içinde edindikleri imajdan haksız da olsa kolay sıyrılamazlar. Siyaset sahnesinin kişileri kendilerine imajları ve eylemleri nedeniyle yönelen alkışlar kadar, bazen sert eleştirilere de işin gereği olarak katlanmak durumundadırlar. (Y. 4HD 26.5.1997 T 1997/1559-5622) Dava konusu edilen haber yazıda basın, kamuoyunu aydınlatma ve bilgilendirme görevi yanında eleştiri haklarını da kullanmıştır. Haber yazıda bu nedenle hukuka aykırılık da yoktur.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu edilen haber yazıda, davacının kişilik haklarına yönelik bir saldırı bulunmadığı ve haber yazı eleştiri sınırları içinde kaldığından davacının isteminin tümden reddine karar verilmek üzere kararın bozulması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyoruz. 18.02.2003 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy