(818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı Zülbiye G. vekili Avukat İ. Emir tarafından, davalı Hasan A. ve Selim M. aleyhine 3.4.2001 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.3.2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Selim M. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, davacıya ait ceviz ağaçlarının izinsiz kesilmesi nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karar davalılardan Selim M. tarafından temyiz edilmiştir.
Köy muhtarı olan diğer davalının, davacıya ait ağaçların çevre için tehlike yaratması nedeniyle kesilmesine karar verdiği ve davacı köyde oturmadığı için onun yerine ağaçlarla ilgilenen kayınpederinin de bilgisi dahilinde davalı Selim M.'ın işçi olarak tutulması suretiyle ağaçların kesildiği anlaşılmıştır. Görüldüğü üzere köyde ücret karşılığı odun ve ağaç kesme işlerini yapmakta olan davalı Selim M., köy muhtarının isteği ve davacının kayınpederinin bilgisi dahilinde ağaçları kesmiş olup eyleminde hukuka aykırı bir unsur yoktur. Bu nedenlerle adı geçen davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde aleyhine hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27.1.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacıya ait ağaçların, davalı köy muhtarının talimatı üzerine, diğer davalı Selim M. tarafından kesildiği tartışmasızdır. Uyuşmazlık konusu olan yön, davalı Selim M.'ın diğer davalının talimatı üzerine ağaçları kesmesi sonucu, sorumlu olup-olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davacıya ait ağaçların hukuka aykırı olarak kesildiği açıktır. Davalı köy muhtarı bu ağaçların dallarının çevreye zarar verdiğini iddia ile kesilmesi için köy kurulunca karar alındığı ileri sürülmüştür. Kararı alan köy kuruluda olsa olayda MK. nun 740. (eski 664) maddesinin uygulanması gerekmektedir. Şu durumda, ağaçların dallarının çevreye zarar verdiği, bu nedenlerle dalların öngörülen süre içinde kesilmesi gerektiği bildirilmelidir. Buna uyulmadığı takdirde kesimi yoluna gidilmelidir.
Somut olayda buna uyulmamıştır. Davacının kayınpederinin bilgisi dahilinde çalıştırılan İbrahim B., dallarını kesmiş ve böylece çevreye verilen zararda önlenmiştir. Böylece sahibi olan davacının bilgisi dışında da olsa, onun yerine hareket eden kayınpederinin izni ile zarar giderilmiştir. Davacı bu eylem nedeniyle tazminat istememektedir. Bundan sonra davalı köy muhtarı haklı bir neden ve gereklilik yokken, bu defa ağaçların kökten ve yöntemine uyulmadan kesilip parçalanması, davacının zararının oluşmasına neden olmuştur. Yöntemine uygun kesilmediği, kerestelik özelliğinin korunmadığı tespit bilirkişi raporunda da belirtilmiştir. Zaten bu konuda, aksi bir kanıtta ileri sürülmemiştir.
İşte davacının bu zararından kim sorumlu olacaktır. Ağaçların bizzat davalı Selim M. tarafından kesildiği açıktır. Ağaçların davalı muhtarın talimatı ile kesildiği de tartışmasızdır. Başka bir anlatımla ağaçlar, çalıştıran konumunda bulunan köy muhtarının, çalışan durumundaki davalı Selim M. arasında yapılan hizmet sözleşmesine göre kesildiği söylenebilir. Bu haliyle davalı Selim M., kusurlu, diğer davalı çalıştıran da kusursuz sorumludur. (BK. m. 55) Buradaki kusur, davacıya ait bulunan ağaçların davacının izni dışında ve yöntemine uyulmadan, kerestelik özelliği gözetilmeden kesilmesidir. Bir an için, davalı Selim M.'ın, davalı muhtarın talimatı gereğince kesildiği ve bu nedenle de kusuru olmadığı kabul edilse dahi, bu konularda uzman olduğu, kesim işinin yöntemince yapılması gereğine uymadan uluorta kesim yapması kerestelik ağaçların bu özelliğini gözetmeden zorunlu olarak odun olarak kullanılma sonucunu doğuracak biçimde hareket etmesi bir özensizliktir, bu da kusuru oluşturur.
Tüm bu nedenler gözetildiğinde davalının kusurlu olduğu ve sorumluluğu gerektiği kabul edilmedir. Bu nedenlerle bozma ilamına katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy