(818 S. K. m. 49) (4721 S. K. m. 4)
Davacı K.... Kardeşler Tekstil Sanayi Ticaret Ltd. Şti. vekili Avukat Ali Hacıbebekoğlu tarafından davalılar Ahmet V. ile Semra U. aleyhine 23/11/2000 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda davalıların kınanmasına dair verilen 29/03/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalıların diğer temyiz itirazına gelince; dava basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı şirket, S.... gazetesinde "Bu dert bir değil, bin değil ..." başlığı altında yayımlanan okuyucu mektubunda yer alan "... A.... İlköğretim Okulunun bu yıl kararlaştırdığı forma sadece bir tek mağazada bulunuyor; K.... Mağazası... Başka hiçbir yerde yok... Niye mi, çünkü her yıl olduğu gibi bu yılda, her ne hikmetse sadece bu mağazanın haberi olmuş bu okulun hangi formayı giyeceğinden ve tek el istediği fiyata satıyor. Araştırdık, K.... Mağazası, A.... İlköğretim Okulu Müdürü ve üç yardımcısına A....'dan birer takım elbise hediye etmiş. Günahı kendilerinin boynuna..." biçimindeki yazılarla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, yazının yayımlandığı sayfa, veriliş biçimi, niteliği, ölçüsü ve okuyucu mektubu olarak verilmiş olması değerlendirilerek manevi tazminat yerine davalıların kınanmasına ve kararın yayımlanmasına karar verilmiştir. Kararı davacı ile davalılar temyiz etmişlerdir.
Borçlar Yasasının 49. maddesinde; yargıcın tazminat ödenmesi yerine diğer bir yaptırıma veya ek bir yaptırımı öngören bir karar verebileceği gibi saldırıyı kınayan bir hüküm de kurabileceği öngörülmüştür. Medeni Yasanın 4. maddesinde ise yasanın takdir hakkı tanıdığı durumlarda yargıcın somut olaydaki olguları gözeterek hak ve adalete göre karar vereceği düzenlenmiştir. Açıklanan bu düzenlemelere göre yargıcın davaya konu olan uyuşmazlıkların çözümünde belirleyici yaptırım türünü serbestçe takdir edebileceği, ancak bu yaptırımın somut olay itibariyle hak ve adalete de uygun olması gerektiği anlaşılmaktadır. Dava konusu edilen olayda mahkemece davalıların kınanmasına karar verilmekle eylemin hukuka aykırılığı saptandığına göre Borçlar Yasasının 49/2. maddesindeki ölçüler esas alındığında ayrıca yayına da karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davacının temyizine gelince; Borçlar Yasasının 49. maddesinde kişilik hakları hukuka aykırı bir biçimde saldırıya uğrayan kişi uğradığı manevi zarar karşılık manevi tazminat olarak bir miktar para ödenmesini dava edebileceği, hakimin bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir tazmin sureti ikame veya ilave edebileceği gibi tecavüzü kınayan bir karar verebileceği ve bu kararın basın yolu ile ilanına da hükmedebileceği belirtilmiştir. Bu düzenleme uyarınca hakimin istem dışındaki yaptırıma hükmederken somut olayın özelliğini belirlemesi ve buna göre yaptırım türünü tespit etmesi gerekir. Yargıca tanınan bu takdir hakkının doğru ve uygun bir nedene dayanması ve gerekçelendirilmesi gerekir. Yasada yer alan bu düzenleme ile, eylemin hukuka aykırılığının belirlenmesinden sonra, maddede öngörülen yaptırımlardan en uygununun uygulanması öngörüldüğünden yargıç, yasa maddesinde yer alan tüm koşulları; bu bağlamda, yanların sosyal ve ekonomik durumları, eylemin türünü ve ağırlığı, uygulayacağı yaptırımın yanlar üzerindeki etkisi, toplumun değer yargıları gibi olguları gözetmek zorundadır. Bu kural ve yönteme uyulmakla birlikte, bunların nedeni ve dayanağının karar yerinde gerekçelendirilmesi de gerekir. Diğer bir anlatımla, davacının istediği yaptırım türünü niçin uygun görmediğini yanlar açısından doyurucu ve hukuka uygun olacak biçimde gerekçelendirmelidir.
Temyize konu edilen somut olayda davacının istediği yaptırım türünü değiştirecek olgular bulunmadığından mahkemece hüküm altına alınan yaptırım türü, yeterli gerekçeye dayanmamakta bu durum anayasa ve usul yasasındaki düzenlemelere uygun bulunmamaktadır. Bu nedenle, dava konusu edilen yayın nedeniyle verilen "kınama" kararı caydırıcılık unsurunu taşımamaktadır. Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilmeksizin, yazılı biçimde, karar verilmiş olması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalılar yararına, (3) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA; davalıların diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 6.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy