(743 S. K. m. 634)
Dava: Davacı T. Aker adına Avukat M. Karadeniz tarafından, davalı M. Koç aleyhine 14.2.2002 gününde verilen dilekçe ile taşınmaz mülkiyetinin borçluya aidiyetinin tespiti ile borçlu adına tapuya tescilinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin reddine dair verilen 9.5.2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, taşınmazdaki payın davalıya ait olduğunun tespiti ile davalı adına tescile izin verilmesi istemine ilişkindir. Davacı, davalıda alacağı bulunduğunu ileri sürerek, davalının miras bırakanı tarafından belediyeden satın alınan ancak henüz tapuda tescil işlemi yapılmayan taşınmazın, alacağını alabilmesi amacıyla davalıya ait olduğunun tespiti ile davalı adına tapuya tescil ettirmesine izin verilmesi isteminde bulunmuştur. Davalı ise, yöntemine uygun olarak yapılan tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamış ve kendisini bir vekil ile de temsil ettirmemiştir. Mahkemece, dava konusu edilen taşınmazın ihtiyari açık artırma ile miras bırakana satıldığı, bu tür ihale ile satışlarda mülkiyetin tapu siciline tescil ile geçeceği, taşınmaz satışının belediye meclisi kararı ile gerçekleştirilebileceği ve belediye encümen karan ile yapılan satışın geçerli olmadığı, taşınmaz üzerinde bulunan bağımsız bölümlerin kime ait olduğunun belli olmadığı, davada taraf olmayan pay sahipleri hakkında karar verilemeyeceği gerekçe gösterilerek istemin reddine karar verilmiş; kararı davacı temyiz etmiştir.
Dosyada bilgi ve belgelerden, dava konusu edilen taşınmazın belediye meclisinin 25.2.1979 tarihinde verdiği yetkiye dayanılarak davalının miras bırakanına açık artırma yolu ile satıldığı, satış parası ödenmediğinden miras bırakan adına tescil işleminin gerçekleştirilmediği, taşınmazın belediye adına tapulu bulunduğu anlaşılmaktadır.
Belediye tarafından yapılan ihale ile taşınmaz mülkiyetini davacının miras bırakanı ve dolayısıyla davalı kazanmıştır. Ancak, davacının elinde bulundurduğu kambiyo senedi alacağın varlığı ve böyle bir istemde bulunulması için yeterli değildir. Davacının alacaklı, davalının borçlu olduğu kesin olarak belirlenmemiş, alacağın varlığı kesinleşmiş bir mahkeme kararı veya icra takibi gibi bir olgu ile kanıtlanmamıştır. Bu durumda, davacının böyle bir dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması usul ve yasaya uygun değil ise de sonucu bakımından doğru olan kararın mahkemece belirtilen gerekçesi değiştirilerek hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtildiği üzere gerekçesi değiştirilerek ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 6.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy