(2709 S. K. m. 129) (657 S. K. m. 13)
Davacı Türker Yetkin Ö. vekili Avukat Mustafa Erdoğdu tarafından, davalı Vural Ü. aleyhine 22/6/2001 gününde verilen dilekçe ile davalının davacı hakkında izleme raporu düzenleyerek olumsuz sicil almasına ve başka üniversiteye sürülmesine neden olmasından doğan manevi zararın tazmini istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın husumet nedeni ile reddine dair verilen 28/11/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili Avukat Mustafa Erdoğdu tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, sicil amiri olan davalının davacı hakkında izleme raporu düzenleyerek 1998 ile 1999 yıllarında olumsuz sicil almasına, bu siciller nedeni ile başka bir üniversiteye sürülmesine neden olduğundan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkeme, davalının eylemini Anayasanın 129/5 maddesi kapsamında görerek davanın husumet nedeniyle reddine karar vermiştir. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı hakkında düzenlenen olumsuz iki sicil raporu Adana 2. İdare Mahkemesinin 1999/1108 Esas, 2000/383 Karar sayılı ve 1999/1326 Esas, 2000/382 sayılı kararı ile, davacının başka bir Üniversiteye atanma işlemi de Danıştay 8. Dairesinin 1999/4380 Esas, 2001/183 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Davacı, davalının Üniversitedeki konumu ne olursa olsun herhangi bir öğretim üyesinin diğer bir öğretim üyesi hakkında "İzleme Raporu" ya da benzeri rapor düzenleme yetkisi olmadığını, söz konusu raporla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu, ağır biçimde hakaret ettiğini, kin ve garezle hareket ettiğini ileri sürmüştür. Böylece davacı, davalının kişisel kusurlarına dayanarak tazminat isteminde bulunmuştur.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin kişisel kusurlarına dayanılarak açılan davalar, Anayasa'nın 129/5 fıkrasının kapsamı içinde düşünülemez. Anılan madde de ve 657 sayılı Personel Yasasının 13. maddesinde, kamu görevlisinin, yasal çerçeve içinde kalmak koşulu ile, yetkisini kullanma durumunda üçüncü kişilere verilen zararlardan öncelikle idare aleyhine dava açılabileceği öngörülmüştür. Somut olayda davacı, davalının salt kişisel kusuruna dayanmıştır. Dava konusu edilen eylemden dolayı davacının uğradığı zararın davalının kişisel kusuru sonucu gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlemek ve varılacak sonuca göre karar vermek gerekirken, yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir.
Öte yandan, 1/10/2001 tarihli celsede davacıya delillerini bildirmek üzere kesin süre verildiği ancak kesin sürenin sonuçlarının hatırlatılmadığı anlaşılmaktadır. Bu yönünde gözetilmemiş olması ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç:Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 8/5/2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy