(4721 S. K. m. 723)
Dava: Davacı Emin A. vekili Avukat T. T. Kılıç tarafından, davalı Anamur Belediye Başkanlığı aleyhine 16/7/2001 gününde verilen dilekçe ile davacının iş yerinin yıkılması nedeni ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27/2/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Davacı, davalı tarafından işyerinin yıkılması nedeniyle uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir. Mahkemece istem kabul edilmiş, kararı davalı temyiz etmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının berber dükkanının bulunduğu yeri davalı belediye encümen kararı ile açık artırmada dava dışı Bayram K.'e, bu şahsın da haricen 15.10.1984 tarihinde aynı yeri davacıya sattığı, davacının ruhsatını alıp berber dükkanı olarak işletmeye başlattığı, ancak bu arada hazine tarafından ilk malik Bayram K. aleyhine belediyenin devletin hüküm ve tasarrufu altına bulunan dere yatağının imar ve ihya amacıyla da olsa özel mülk olarak kullanamayacağı ve satılamayacağından açılan el atmanın önlenmesi ve kal davasının kabulüne karar verildiği, hazinenin yıkım işinin belediyeden istemesi üzerine belediyenin 22/5/2001 tarihli yazı ile davacıya dükkanı tahliye edip yıkmasını ihtar ettiği anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı davalı olduğunu bildiği ve devletin hüküm ve tasarrufu altına olan satılması yasak bulunan yere yapılan inşaat nedeni ile tazminat istemektedir. Niteliği itibariyle zilyetlik ile iktisabı mümkün olmayan dere yatağına yapılan binalar davalı belediyece mahkeme kararına istinaden yıkılmıştır. Davacı, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerin davalı olduğunu bilerek işyeri açıp işlettiğinden kötü niyetlidir.
Medeni Kanun'un 723/son maddesindeki yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyi niyetli değilse, hakimin hükmedeceği miktar ve bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir. hükmüne göre davacı ancak enkaz bedelini isteyebilir. Mahkemece, enkaz bedeline hükmedilmesi gerekirken arz ve inşaat bedeline hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının 1 nolu bentte açıklanan nedenle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20.03.2003 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy Açıklaması
Dava, davacı tarafından üçüncü kişiden haricen satın alınan dükkanın, davalı tarafından yıkılması sonucu uğranılan zararın ödetilmesine ilişkindir.
Mahkemece istem kabul edilmiş, kararın temyizi üzerine, yerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması itibariyle davacının iyi niyetli sayılamayacağı gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozma nedenine katılamıyorum. Şöyle ki;
Gerek yasal düzenleme ve gerekse yerleşmiş yargı kararları itibariyle, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer üzerine bina yapan kişinin iyi niyetli olamayacağıdır. Bu bakımdan, daire çoğunluğunun kararı bu ilkeyi öngörmekle doğrudur. Ancak bu ilke, hazineye karşı açılan davalar ve istekler için anlam ve önem taşır. Hazine dışında ve üçüncü kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda kural olarak uygulanamaz. Kural diyorum, çünkü somut olayın özelliğine göre değerlendirme yapılmak gerekir.
Somut olayda, dava konusu dükkanın üzerinde bulunduğu yer ve çevresi davalı belediye tarafından 29/8/1979 tarihli belediye meclis kararı uyarınca, ihaleye çıkarılmış, ihale sonucu encümence 10/10/1979 tarihinde Bayram K. adlı kişiye satılıp teslim de edilmiştir. Bayram Karagöl, şimdiki davada dava konusu olan dükkanı yapmış ve 15/10/1984 tarihinde davacıya satıp teslimde etmiştir.
Bu arada Hazine, 16/7/1982 tarihinde, Bayram Karagöl aleyhine el atmanın önlenmesi ve yıkım davası açmış, bu dava 9/5/1984'te sonuçlanmış ve 30/5/1985 tarihinde kesinleşmiştir. Ancak bu karar, 22/5/2001 gününe kadar infaz edilmemiştir. Hatta infazı da Hazine değil davalı belediye bizzat yapmıştır. Bu hususlar uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık konusu olan yön, davacının kötü niyetli olup-olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yukarıda da açıklandığı üzere davalı belediye önce bu yeri kendi organlarınca satılması için karar almış ve ihale yoluyla da satmıştır. Alan kişi buraya dükkan yapmıştır. Bu yerle ilgili bir davanın var olduğunu, davacının buna karşın yeri satın aldığı ileri sürülmediği gibi, bu konuda kanıtta bulunmamaktadır. Kaldı ki, anılan dava, satın almadan sonra sonuçlanmıştır.
Çok daha önemli bir husus davacının kötü niyeti, davalıya karşı değil, gerçek malikle karşı karşıya gelindiğinde tartışılabilir. Eldeki davada davalı, kendine ait olmayan bir yeri, resmi bir kurum olarak tüm yetkili organlarından geçirmek suretiyle satmıştır. Davacının ve devredenin bu olayda kötü niyetli olduğu düşünülmemelidir.
Davacının bu davadaki istemi, satan davalının, ayıplı bir malı satması, davacı ve devir edene karşı hukuka aykırı davranması sonrada bu yeri yıkması ile çelişkili davranışta bulunmasıdır.
Davalı, bu davranışı ile, davacının uğradığı zararı karşılamak zorundadır. Sorumluluk hukukunun ilkeleri de bunu gerektirir. Bu nedenlerle bozma ilamındaki nedenlere katılamıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy