(818 S. K. m. 47)
Davacı Y. Tuna vekili Avukat H. Karaboğa tarafından, davalılar İ. Eşgel ve diğerleri aleyhine 03/11/2000 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu yaralanmadan dolayı tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne dair verilen 06/05/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istemin bir bölümü hüküm altına alınmış; kararı davacı temyiz etmiştir.
Dava konusu olayda, davalının aracı ile çarptığı davacının sol clovicula kırığı nedeniyle tedavi gördüğü. forontoxipital bölgede süter edilmiş kesi, sol omuz ve kolda aşırı hassasiyet, sol kol da travmatik ekimoz tespit edildiği, olay günü olan 12.9.2000'den itibaren 1.5 ay istirahat verilerek 27.10.2000 tarihinde çalışabileceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan olayda davacının yaralanma derecesi, olayın oluş biçimi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminat çok azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy