(2577 S. K. m. 2)
Dava: Davacı Yakup T. tarafından, davalı A. Karasaz Koop. temsilen Mustafa A. aleyhine 25/1/2001 gününde verilen dilekçe ile davalıya ait kanalın verdiği zararın ödettirilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 2/11/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, davalı sulama birliğince bakım ve onarımı yapılan kanal kapağının çürümesi ve yenisinin takılmaması nedeniyle meydana gelen su taşkınının davacı tarlasına verdiği zararın ödettirilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava kabul edilmiş karar davalı kooperatif tarafından temyiz edilmiştir.
Sulama Birlikleri 6200 sayılı Devlet Su İşleri Kanunu, 1580 sayılı Belediyeler Kanunu, 442 sayılı Köy Kanunu ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nda düzenlenmiş olup, ilgili düzenlemelere göre Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulmaktadır.
Diğer taraftan sulama birliklerine ait olan tesislerin yapımı, bakım ve onarımları Devlet Su İşleri ekipmanlarınca yapılmakta olup, masraflar DSİ Genel Müdürlüğü bütçesi ile karşılanmaktadır. Birlik Personelinin atanması 657. Sayılı Devlet Memurları Yasası ile 23 Haziran 1987 tarih ve 19496 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "İl Özel İdareleri, Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli müessese ve işletmelerde ilk defa memuriyete atanacaklara ait sınav yönetmeliğinde belirtilen esaslara göre atanma yapılmaktadır.
Tüm bu düzenlemelere göre davalı birliğin kamu kurumu niteliğini taşıdığı kabul edilmek gerekir. Kamu kurumu niteliğindeki kurum ajanları tarafından kamu yasaları uyarınca yapılmış tesislere bakma ve o tesisleri kullanma yükümlülüğü yine kamu yasalarından doğan bir yükümlülüktür. O halde anılan nitelikteki bir kamu tesisinin gerek yapılmasındaki, gerekse kullanılması veya muhafazasındaki kusurdan doğan zararlar, idari karar ve eylemlerden doğan zararlar niteliğinde bulunduğundan onların ödettirilmesine ilişkin olan istemleri de 11.2.1959 günlü ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın II. bendine göre tam yargı davasının konusunu oluşturur. Bu davaların ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi hükmünce idari yargı yerinde açılması gerekir. Şu durumda davanın yargı yolu bakımından reddi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 09.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy