(2709 s. Anayasa. m. 28) (818 S. K. m. 49) (4721 S. K. m. 24)
Davacılar Taşkın G. ve Tahsin A. vekili Avukat Orhan Evren tarafından, davalılar Ali Orhan K. ve diğerleri aleyhine 14/10/1998 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece istemin kısmen kabulüne dair verilen 30/10/2001 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan Ali Orhan K. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 4/6/2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı Ali Orhan K. vekili Avukat Nurcan Üyüllü ile karşı taraftan davacılar vekili Avukat Semra Hoyraz geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar, davalılardan Ali Orhan K.'in açıklamalarına dayalı olarak diğer davalılara ait televizyon kanalı ve gazetede yayımlanan; "Büyükşehirde tarikat şoku", "Şok iddialara devam", "Açık suç duyurusu", "Başbakan Mesut Yılmaz el koydu" başlıklı haberlerde kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiştir. Kararı davalılardan Ali Orhan K. temyiz etmiştir.
Anayasanın 28. maddesinde düzenlenen basın özgürlüğünün özel hukuk alanındaki sınırlaması, MK 24 ve BK 49. maddeleridir. Basının haber verme görevini yerine getirirken kullanacağı bu hakkın özel hukuk alanındaki sınırı; gerçeklik, güncellik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kuralları ile belirlenmiştir. Haber verme hakkı bu sınırlar içinde kullanıldığı sürece hukuka uygundur. Bu unsurlardan biri olan gerçeklik; verilen habere ya da anlatılmak istenen amaca ve hedefe konu olan içeriğin, yayın sırasında olayla ilgili durumuna uygunluğudur. Diğer bir anlatımla gerçeklik, haberin varlığının gerçek olması, gerçeğe uygun olmasıdır. Burada aranan gerçeklik somut gerçeklik olmayıp haberin verildiği andaki beliriş biçimine, görünürdeki gerçeğe uygunluktur.
Davaya konu edilen yayınlar davalılardan Ali Orhan K.'in açıklamalarına dayandırılmıştır. Adı geçenin açımlamaları 13 Ekim 1998 günlü gazetede; "Her salı günü 14.30'da Antepe'de daire başkanları olarak danışma kurulu toplantısı yapıyorduk. Toplantılara S.'da katılıyordu. Bu toplantılarda Taşkın G., sahte peygamberin yazdığı fasiküllerden pasajlar okuyup yorumluyor, kimse de ses çıkarmıyordu. Sahte peygamber olarak yakalanan Bülent hanım Cam Piramit'in açılış törenine protokol davetlisi olarak çağrıldı ve katıldı.", "Piramit üçgenin üç boyutlu şeklidir. Cam piramit, Kültür Merkezi projesi kapsamında yoktu. Fuar ve sergi salonu yapılması için karar alındı. Büyükşehir genel sekreteri Taşkın G. ve Antepe Genel Müdürü Tahsin A. piramitte ısrar ederek kabul ettirdiler. Piramit bu tarikatın simgesidir. İnanışlarına göre piramidin en üstünde yer alan ışıklı bölüm tanrıyı simgeliyor. Kademe kademe insanlar sıralanıyor. Taşkın G.'de kendini üst sıralarda görüyor olmalı ki sahte peygamberlerinin yazdıklarına yorum getirebiliyor. Büyükşehir Belediyesi'ne geçici işçi statüsünde alınan Hülya A. bunlar arasına girdikten sonra U... Şube Müdürlüğü'ne getirildi. Müslümanlığın kutsal kitabı kur'an'da bozulma olduğunu söyleyen sahte peygamberlerini de simgeleri olan C... Piramit'in açılışına çağırdılar." biçiminde, 14 Ekim 1998 günü de "Taşkın G. ve Tahsin A.'ın da üyesi oldukları bu oluşuma siz tarikat demişsiniz ben din diyorum. Bu dine girenlere özel olanaklar sağlanıyor, destekleniyor. Bazı konularda üyeleri olan kişi ve kurumlara birçok işte öncelik tanıyorlar. İhalelerde de kendi üyelerini kollamış olabilirler. İşçi statüsünde Büyükşehir'e alınan Hülya A.'ın şube müdürü yapılması bunun en basit örneği. G., C... Piramit yapılırken, Büyükşehir'de görevli olmadığını söylemiş. Peki Antepe Danışma Kurulunun bir üyesi değilmiydi? C... Piramit, sahte peygamberleri Bülent S.'ın semavi bilgileri yani vahiyi daha kolay alması için yapıldı. Cam piramit'in ne şekilde yapılacağını Bülent S. belirlemiş. Taşkın G. ve Tahsin A.'da S.'ın istediği şekilde ısrarcı oldular." biçiminde yayımlanmıştır.
Yargılama sırasında dinlenen davalı Ali Orhan K.'in tanıkları; büyükşehir belediyesinde, bürolarda Dünya Mevlana Kardeşlik Birliği Derneği adı altında bir tarikat faaliyeti bulunduğunu, resmi ve gayri resmi toplantılarda devamlı olarak dernek çalışmalarından söz edildiğini, bir toplantıda belediye işlerinin konuşulması gerektiğini ileri sürdüğünde davacılardan Taşkın G.'in 'sen kendini ne sanıyorsun' biçiminde karşı çıktığını, Taşkın G., eşi ve arkadaşlarının derneğin yayınladığı fasiküllerden kendisine ve belediye çalışanlarına verdiğini, ısrarla derneğin çalışmalarına katılmasını istediklerini, katıldığı bir toplantıda 'Bilgi Kitabi' denilen bir kitabı okuduklarını, belediyede söz sahibi tarikat mensuplarının tarikata girdiği kabul edilen kişililere ılımlı, olumlu davrandıkları halde girmeyenlere kötü davrandıklarını, gerekmediği halde Avrupa seyahatine gönderdiklerini, Taşkın G.'in; tarikata girmesini teklif ettiğini, ... davacıların sembolü piramit olan bir tarikat hakkında konuşmalar yaptıklarını, faaliyetlerde bulunduklarını, açıkça bir baskı olmadığını ancak o tarikata yakınlık duyanlara daha sıcak davrandıklarını, işlerini kolaylaştırdıklarını, tarikata yakın olmayanlara soğuk davrandıklarını, tarikat mensuplarının belediyede toplandıklarının olduğunu, davacıların kendi inandıkları bir kitap bulunduğunu, o inancı fasiküller halinde yeni tanıştıkları kişilere verip kendilerine çağırdıklarını açıklamışlardır.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden; davacıların üyesi bulundukları merkezi İstanbul'da bulunan Dünya Mevlana Kardeşlik Birliği adındaki derneğin Antalya Şubesi hakkında Dernekler Kanunu ile Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair 677 sayılı Kanun'a aykırı davranmak suçundan Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan kovuşturma sonunda; derneğin kurucusu ve başkanı olan Bülent Ç.'ın kendisine evrensel güçler tarafından ilahi kodlar yardımıyla geldiğini iddia ettiği ilahi mesajlardan oluşturulduğu ileri sürülen Bilgi Kitabının çeşitli tarihlerde kısım kısım gönderilen fasiküller halindeki mesajlar üzerinde görüşme yapmak üzere gerekli izinler alınarak toplantı yapmalarında Dernekler Kanununa aykırılık bulunmadığı, dini inanç faaliyetlerini bozup din sistemini eksik olarak nitelendirerek din hürriyeti aleyhinde bulundukları konusunda kanıt bulunmadığı, kendilerini dolaylı ya da dini yönden bir elçi olarak nitelendirip peygamber veya halife gibi unvan alma, yakıştırma eylemlerinin belirlenemediği, dernek kurucusunun İstanbul'da ki din hürriyeti ev 677 Sayılı Kanuna muhalefet suçlarına iştirak ettikleri yolunda kanıt bulunmadığı benimsenerek takipsizlik kararı verildiği; Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ise, adı geçen dernek başkanı hakkında başkanlığını yaptığı Dünya Kardeşlik Mevlana Yüce Vakfının eylemlerinden dolayı Türk Ceza Yasasının 175/3 ve 677 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince cezalandırılması amacıyla kamu davacı açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayın gelişim süreci, tanıkların anlatımları ve yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, davalı Ali Orhan K.'in basın ve yayın kuruluşlarına yaptığı açıklamaların olayın görünen gerçekliğine uygun bulunduğu ve davacıların kişilik haklarına saldırıda bulunulduğundan söz edilemeyeceği benimsenmelidir. Yerel mahkemece, anılan yönler gözetilmeksizin, yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davalı Ali Orhan K. vekili için takdir edilen 250.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 4/6/2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy