(4721 S. K. m. 9, 19, 21, 22)
Dava: Davacı Hazine vekili Avukat Duygu Öksüz tarafından, davalı Nurullah Bektaş aleyhine 22/05/2001 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27/05/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili Avukat M. Kemal Tüzüner tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA 10.04.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Olay, trafik kazası sonucu meydana gelen zararla ilgilidir. Zarar gören aracın işleteni olan eldeki davanın davacısı aleyhine açtığı tazminat davasında zararının ödetilmesine hükmedilmiştir. İşte idare, önceki davada zarar görene ödediği tazminatı, kendi çalışanı ve zararın meydana gelmesine neden olan davalıdan yaptığı ödemeyi rucüen istemektedir.
Davalı yan süresinde yekti itirazında bulunmuştur. Mahkemece, davalının memur olduğu, idari tasarruf sonucu görev yerinin her an değişeceği gerekçesi ile yetki itirazı reddedilerek işin esası hakkında hüküm kurulmuş ve verilen karar dairece onanmıştır. Dairece verilen karara katılamıyoruz. Şöyle ki;
Davalı, yetki itirazını iki nedene dayandırmıştır. İlk neden, davanın açıldığı yerde değil Ankara'da oturduğu ikinci nedende, haksız eylemin Ankara'da meydana geldiğidir.
Genel kural ve Yasal düzenleme her davanın davalının oturduğu yer mahkemesinde açılacağıdır. Oturduğu yer kavramı, M.K'nun 19. maddesinde bir kimsenin sürekli kalma niyeti ile oturduğu yer olduğu ifade edilmiştir. Aynı Yasanın 22. maddesinde, öğrenim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma durumunda, bu yerlerin yerleşim yeri olamayacağı açıklanmıştır.
Görüldüğü üzere memurun yerleşim yeri ile ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır. Şu durumda, yerleşim yeri için o kişinin sürekli oturma niyeti ile yerleştiği yerin oturma yeri olarak kabul edilmesi gerekir. Somut olaya dönersek, davalının Beşikdüzü'nde nüfusa kayıtlı olmasından başka bir bağlantı ve oturma niyetinin olduğundan sözedilemez. Aksi halde Yasa koyucu memurlar içinde bir açıklık ve düzenleme getirebilirdi. Bu olayda olduğu gibi, Bir kimsenin, Ankara'da oturmasına ve kamusal görevini de bu şehirde sürdürmesine karşın bin kilometreden uzakta bir yerde hakkında yargılama yapılması doğru ve adil bir yargılama sonucunu doğurmaz.
Davalının dayandığı diğer bir olgu vardır. O da haksız eylemin Ankara'da meydana gelmiş olmasıdır. HUMK'nun 21. maddesi aynı Yasanın 9. maddesine göre daha özel bir nitelik taşımaktadır. Bunun sonucu olarak da bu madde öncelikle uygulanması gerekir. Nedeni kanıtların o yerde olması, yargılamanın daha kısa sürede ve az giderle sonuçlandırılmasıdır. Somut olayda haksız eylemde Ankara'da meydana gelmiştir.
Tüm bu nedenlerle kararın yekti yönünden bozulması gerektiği düşüncesi ile onama biçiminde varılan sonuca katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy