(2709 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 43, 50, 51)
Dava: Davacı Milli Savunma Bakanlığı vekili Avukat Ayşegül Aşkın tarafından, davalı Şeref Köksal aleyhine 20.10.2000 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17.5.2002 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının Diğer temyiz itirazına gelince;
Dava, rucüen tazminat istemine ilişkindir. Dosyadaki bilgi, belge ve kanıtlardan davalının sürdüğü resmi aracın meçhul bir araç tarafından sıkıştırılması nedeniyle devrilmesi sonucu bir banka şubesinin hasara uğradığı, binayı sigortalayan sigorta şirketinin sigortalısına ödediği sigorta tazminatını yargılama sonucunda davacıdan aldığı, davacının ödediği miktarı sürücüsü olan davalıdan rücuen istediği anlaşılmaktadır. Mahkemece davalının olayda 3/8 kusurlu olduğu, kalan kusurun ise meçhul araçta bulunduğu belirlenerek davalının kusuru oranında sorumluluğuna karar verilmiştir. Davalının olayda araç sürücüsü olmasına, araç maliki olan davacıya karşı zararın tümünden sorumlu bulunmasına, davacının bir kusuru bulunmamasına göre, mahkemece davalının kusuru oranında sorumlu tutulması doğru görülmemiştir. Şu durum karşısında kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davalının diğer temyiz itirazına gelince;
Dava, askerlik hizmeti dolayısıyla verilen zarar nedeni ile müteselsil sorumlu Devletin ödediği tutarın, öteki sorumluya rücuuna ilişkindir.
Rücuun amacı, birlikte sorumlular arasında hakkaniyete göre denge kurmaktır. BK'nun 50. maddesi, hakimin takdirini temel almıştır. Anılan madde buyruğuna göre, ilgililerin birbirlerine karşı rücu hakları olup olmadığını ve varsa kapsamını hakim takdir edecektir. Bu madde, her ne kadar birden çok kimselerin ortak kusurlarıyla zarar oluşturmalarını düzenlemiş ise de onu izleyen 51. maddedeki ( birden çok kişilerin değişik hukuksal nedenlerden sorumluluğunda da ) belirtilen kural geçerlidir. Öyleyse, çok tipli teselsülde de hakim, rücu kapsamını takdir durumundadır.
Kusur, kapsam belirlemede etkin ise de hakkaniyet, onunla birlikte değerlendirilmesi gereken öğelerdendir. Davalı, Anayasa'nın 72. maddesi gereği, hakkı olan askerlik ödevi sırasında kusuru ile zarara yol açmıştır. Hizmetin karşılığında ücret almaması ve Anayasal ödevde bulunması dolayısıyla onun, tazminatın tümüyle sorumluluğu durumunda hakkaniyet öğesi, kapsam belirlemede dikkate alınmamış olma sonucunu doğurur. Şu durum karşısında anılan öğe değerlendirmeye katılarak tazminattan belirli bir indirim yapılmak üzere yerel mahkeme kararı bozulmalıdır.
Öte yandan, olayda davalı ile birlikte kusurlu bulunan meçhul aracın sürücüsü ve işleteninin belirli olmaması ve davalının onlara rücu imkanının olmaması gözetildiğinde, Bk.nun 43. maddesi uyarınca ayrıca takdir olunacak uygun oranda bir indirim gerektiğinin mahkemece gözetilmemiş olması da ayrıca bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın ( 3 ) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına, ( 2 ) sayılı bentte gösterilen nedenle davacı yararına BOZULMASINA; tarafların diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy