(2004 S. K. m. 134)
Dava: Davacı Hülya O. ve Faik O. vekili Avukat Aziz Kömürkoyan tarafından, davalı H. Zafer S. aleyhine 4.10.2000 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 4.3.2002 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili Avukat Sultan Tuncer tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne ve 7.6.2003 günlü ek dilekçe ile de incelemenin duruşmalı olarak yapılması da davalı tarafından istenilmekle bu konudaki isteğinin süre yönünden reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, tazminat istemine ilişkindir. Davacılar, davalının icra takibi yaparak icra ihalesi ile sattırdığı villaya ilişkin ihalenin feshedildiğini belirterek, bu süre boyunca villadan yararlanamamaları sebebiyle tazminat istemişlerdir.
Dosyadaki bilgi, belge ve anlatımlardan; taraflar arasında bir eser sözleşmesi bulunduğu, davalının dekorasyon işini üstlendiği, bu bağlamda davalının davacılardan senetler aldığı, 159.000.000 lira bedeli bir senedin ödememesi üzerine ihtiyati haciz kararı alınarak 15.11.1994 tarihinde 1994/318 esas sayısı ile davalının icra takibi başlattığı, bu takibe karşı davacıların 23.11.1994 tarihinde takip dosya nosunu da bildirerek sözleşmenin feshi, senedin iptali ve alacak davası açtıkları, 17.7.1996 tarihinde davacılar yararına 1994/318 sayılı takip dosyası için teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verildiği, ancak davacıların teminat yatırmaması nedeniyle tedbir müzekkeresi yazılmadığı, icra takibinin kesinleşmesi üzerine davacılardan Hülya O. adına kayıtlı villanın haczedilerek kıymet takdiri yapıldıktan sonra 6.10.1997 tarihinde ihale ile üçüncü kişiye satıldığı ve tapu verildiği, davacıların 22.10.1997 tarihinde ihalenin feshi davası açtıkları bu sırada senet iptaline ilişkin hukuk davasının halen derdest bulunduğu, o davanın sonucunda sözleşmenin feshine, senedin iptaline, icra takibinin haksız ve kötü niyetli olmaması nedeniyle %40 tazminat isteminin reddine karar verilip, kesinleştiği, ihalenin ise satış ilanının borçlu Faik O.'a tebliğ edilmemiş olması nedeniyle feshedilip kesinleştiği anlaşılmaktadır. Takibe konu senedin iptal edilmesinin nedeni senetlerin haksızlığı değil davalının yaptığı iş kadar ödemeyi almış olması ve böylece senedin karşılıksız kalmış olduğudur. İhaleyi fesih nedeni olan tebligat eksikliğinde ise davalının kusurundan sözedilemez.
Yukarıda açıklanan süreç ve belirlemeler incelendiğinde; davacıların icra takibinden haberdar oldukları, takibe karşı dava açtıkları ve tedbir istedikleri, teminat yatırmadıklarından tedbir kararı verilmediği, taraflar arasındaki bu dava sürdüğü ve senet iptal edilmediği müddetçe davalının icra takibi yapmakta haklı ve iyiniyetli olduğu, alacağının senede dayandığı, takip yapmakta haksız ve kötü niyetli olmadığına ilişkin Yargıtay kararı ve kesinleşmiş hüküm bulunduğu, davacıların hacizden ve kıymet takdirinden haberdar oldukları, satış ilanının davacılardan Faik Onus'a tebliğ edilmemesinde davalının kusuru bulunmadığı, ihale tarihinde senedin iptal edilmemiş olduğu, davalının takip dosyasındaki işlemleri alacağına kavuşmak için yasal yolları kullanarak yaptığı, kusurlu veya hukuka aykırı işlemi bulunmadığı, yasal hak kullanıldığının bilirkişi raporunda da belirtildiği, sonradan senedin karşılıksız kaldığından bahisle iptal edilmesinin ve bu senede ilişkin icra takibindeki ihalenin feshedilmesinin davalının sorumluluğunu gerektirmediği, aksine teminat yatırmayarak icra takibini tedbiren durdurtmayan davacıların yasal yolları kullanmada noksanlıkları bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Şu durum karşısında davanın reddedilmesi gerekirken mahkemece davalının sorumluluğuna karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17.3.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Bir takip veya dava nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasıyla açılan davalarda, takip veya davayı kaybetmiş olan kişi bu takip veya davadan dolayı bir zarar doğmuşsa, bu zarara yaptığı takip veya dava sebep olmuşsa o zararı tazmin etmek durumundadır. Sebep sorumluluğunun söz konusu olduğu bu durumda tazminat borçlusunun suiniyetli olmaması sorumluluğu tamamen ortadan kaldıran neden olamaz. Davalının suiniyetli olmaması ile davacının tedbir kararı almamış veya aldığı kararı infaz ettirmemiş olması gibi bozma kararındaki sayılan sair nedenler davanın tamamen reddini gerektirmeyip şartları varsa tazminattan indirim nedeni olabilirler. Bu nedenle davalının sorumluluğu olmadığını öngören bozma kararına katılamıyorum. 17.03.2003
Full & Egal Universal Law Academy