(3813 S. K. m. 28)
Dava: Davacı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü vekili Avukat Zübeyt Aydın tarafından, davalı İnter Star TV A.Ş. aleyhine 9/8/1994 gününde verilen dilekçe ile davalıya ait televizyonda Avrupa Şampiyonlar Ligi maçlarının naklen yayınlanması bedelinin ödettirilmesinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 3/12/2001 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili, duruşmasız olarak da davacı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 17/12/2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili İnan Özcan ile karşı taraftan davacı vekili Avukat Zuhal Bozok geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, Ali Sami Yen stadyumunun kendi hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, Avrupa Şampiyonlar Ligi müsabakasına katılan Galatasaray Spor Kulübü'nün 24/11/1993 tarihinde Barselona Spor Kulübü; 16/3/1994 tarihinde Monako ve 13/4/1994 tarihinde Moskova Spor Kulübü ile yapmış olduğu maçların davalı şirketçe naklen yayınlandığını; ancak, 11/8/1993 tarih ve B.02.1.GSM.0.07.00.021000375 sayılı talimat gereği mülkiyeti davacı genel müdürlüğe ait stadyumlarda oynanacak profesyonel futbol müsabakalarının televizyon veya radyodan naklen yayınlanması halinde, idareye ait tesiste yayını yapan televizyon veya maliklerinin ödemeleri gereken kullanım bedelini ödemediğini, bu nedenle talimat gereği ödenmesi gereken miktarın tahsilini istemiştir.
Davalı şirket, yetki ve husumet itirazında bulunarak, davaya konu yayınların talimat kapsamındaki yayınlardan olmayıp, muhatabın UEFA olduğunu, bu maçların ayrı bir statüde oynanan "Şampiyonlar Ligi" maçları olup, ayrı bir organizasyonu bulunduğunu, bu maçların yayın hakkının UEFA'ya ait olup yayın hakkını bir paket halinde satın aldığını, bu bedelin içerisinde davacının istediği alacak kaleminin de yer aldığını savunmuştur.
Yerel mahkemece öncelikle yetkisizlik kararı verilerek, yetkili mahkemede yargılama yapılarak Ticaret Mahkemesine gönderme kararı verilmiş; nihayet bu mahkemece davalının pasif husumet ehliyeti olmadığından dava reddedilmiş, verilen kararı davacı tarafın temyizi üzerine dairece davanın husumetten reddi bozma nedeni yapılmış; yerel mahkemece bozmaya uyularak; yapılan bilirkişi incelemesi doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı taraflar temyiz etmişlerdir.
Davacı, Türkiye'deki spor klüplerinin 3813 sayılı kanunla Türkiye Futbol Federasyonu'na bağlandığını, bu kanunun 28. maddesindeki "Federasyon, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün tesis ve personelinden bu genel müdürlük ile yapacağı sözleşme ve protokol esasları çerçevesinde yararlanabilir ve klüpleri yararlandırabilir" hükmünün yer aldığını; kendileri ile Türkiye Futbol Federasyonu arasında protokol imzalandığını belirtmiştir. Bu protokolün 14. maddesinde "maçların yayınını yapacak yayın kuruluşları stadlarda kullanacakları araç ve gereçlerini, federasyonca verilmiş yayın izin belgesini il müdürlüklerine ibraz etmek ve genel müdürlükçe tespit edilen stada giriş parasını yatırmak suretiyle stada sokabilirler ve yararlanabilirler" hükmünün yer aldığını, beyan etmiştir. Yine bu protokole dayalı naklen yayın talimatı gereği "Avrupa Kupaları, Milli Takım müsabakaları, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık Kupası ile Federasyon Kupası müsabakaları" için belirlenen ücret üzerinden zarara hükmedilmesini istemiştir.
Davacının dayandığı protokol Türkiye Futbol Federasyonu ile yapılmış olup, "Türkiye Futbol Federasyonunca düzenlenen Futbol Müsabakaları" ile ilgili hususlara özgüdür. Yine davacının dayandığı talimatta da dava konusu "Şampiyonlar Ligi" maçlarına yönelik bir ücret yer almamaktadır. Türkiye Futbol Federasyonu mahkemeye gönderdiği 22/10/2001 tarihli yazıda ise şampiyonlar liginin bir UEFA organizasyonu olup, Türkiye Futbol Federasyonunun söz konusu organizasyonda doğrudan bir katkısı ve kontrolü olmadığını UEFA Şampiyonlar Ligi yayın haklarının doğrudan UEFA tarafından pazarlanmakta ve yayıncının ödemelerini doğrudan UEFA'ya yaptığını bildirmiştir.
Her ne kadar hükme dayanak bilirkişi raporunda UEFA'nın mahalli stadyumların tahsisi ve maçların yayın bedeli gibi teferruatlarla uğraşmayacağı, bu nedenle maç oynanmış ve TV'de yayın yapılarak ticari amaç gerçekleştiğinden talimat uyarınca zarar hesaplanmış ise de, dosyaya sunulan "UEFA Şampiyonlar Ligi Yönetmeliğinde" UEFA'nın Şampiyonlar Ligi'ndeki maçların televizyon yayınları için izin vermeye yetkili olduğu ve maçların canlı yayınlarını UEFA'nın düzenleyeceği belirtilmiştir. ( Ek V-3.1. m ) Kaldı ki "Futbolun sağlıklı bir şekilde büyümesi için; Futbol, televizyonda uygun bir şekilde yayınlanmalıdır." hususu da Şampiyonlar Ligi ve UEFA'nın hedeflerindendir.
Aynı yönetmeliğin Ek III. 4. maddesinde ise davacının istemine konu olan giriş izni, tesislerin kullanımı ve teknik personel hususları yer almakta olup, "hakları elinde tutan yayıncılara, gereken teknik yardımı, örneğin teknik personel için gerekli giriş izinlerini, en az iki televizyon stüdyosu için tribünün ortasında yer alan maçın anlatılmasına müsait yerlerden uygun sayıda yer tahsisi, kamera pozisyonları ile yerleri de dahil olmak üzere gerekli tüm teknik tesisat ve donanımını sağlamayı kulüplerin taahhüt ettiği" belirtilmektedir. Şu durumda yayın hakkını satın alan kuruluşa bu hususları UEFA'da taahhüt etmektedir. Davalı taraf MBI Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret AŞ. adı altında UEFA ile "Şampiyonlar Ligi yayın hakları sözleşmesi" imzaladığına göre ve davacının da bu sözleşmeye ilişkin bir talebi olmadığına göre davalının yayın haklarına sahip olduğunun ve davacı tarafından istenen bedelin de bu bağlamda yayın hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Şu durumda davacının davalı şirketten dava konusu bedeli isteyemeyeceğinin kabulü ile dava reddedilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile kısmen kabulü usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalı vekili için takdir olunan 275.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin temyiz eden davacıya yükletilmesine ve davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy