(2004 S. K. m. 257)
Dava: Davacı Mahmut Nedim K. vekili Avukat Zafer Doğan Bilgin tarafından, davalı Fatma Jale K. aleyhine 4.2.2002 gününde verilen dilekçe ile haksız ihtiyati hacizden doğan manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.5.2002 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 29.4.2003 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı asil Fatma Jale K. ve vekili Avukat Selçik Ulusoy ile karşı taraftan davacı asil M. Nedim K. ve vekili Avukat Zafer Doğan Bilgin geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiştir.
Taraflar 29.3.2001 tarihinde anlaşmalı olarak boşanmışlardır. Boşanma anlaşmasına göre davacı, davalıya boşanma tarihinden itibaren (12) ay içinde 80.000 Amerikan Doları ödeyecektir. Şu duruma göre, paranın ödenmesi için kesin bir vadenin belirtilmediği, boşanmadan itibaren geçecek 12 aylık süre dilimi içerisinde herhangi bir tarihte ödenebileceği anlaşılmaktadır. Davacı, bu parayı boşanma tarihinden itibaren yaklaşık (9) aylık süre içinde ödememiştir. Davacı bu arada Mercedes marka aracını bir galeriye 8.11.2001 tarihinde harici satış protokolü ile satmıştır. Öte yandan davacının satın aldığı bir daire üzerinde 185.000.000.000 TL ipotek ve ayrıca maliyeye ödeyeceği 48.000.000.000 TL vergi borcu olduğu da dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır.
Davalı, bu durumları gözeterek 13.12.2001 tarihinde ihtiyati haciz talebinde bulunmuş, mahkemece talebi kabul edilmiştir. Haciz kararı, tapu, banka ve trafikte kayden uygulanmış, ardından davacının itirazı üzerine, mahkemece 24.12.2001 tarihli kararla, borcun vadesinin henüz gelmediği gerekçesiyle ihtiyati haciz kararı kaldırılmıştır.
Yukarıdaki bilgi ve kanıtlar İİK.'nun 257. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati haczin haksızlığından söz etmek mümkün değildir. Borcun kesin vadeye bağlanmamış olması, davacının borçları ve aracını satması gibi olaylar gözetildiğinde bunlar, davalıda alacağını tahsil için kaygı uyandıracak emareler olarak değerlendirilebilir. Şu durumda davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabul edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davalı vekili için takdir olunan 275.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29.04.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Yanlar arasındaki borç ilişkisi, boşanma kararı ile doğmuştur. Kararın bu bölümünde "...Mahmut Nedim Kaleli, 29.3.2002 tarihinde hiçbir ihtara gerek olmaksızın davalı Jale Kaleli'ye 80.000 Amerikan doları ödemesine, davacı Mahmut Nedim Kaleli 80.000 Amerikan dolarını isterse vadesinden önce ödemesine, anılan tarihin son ödeme tarihi olarak kabul edilmesine" biçimindedir. Bundan çıkan sonuca göre, davalı davacıya ihtara gerek kalmadan 29/3/2002 gününde ödeme yapacak, ancak dilerse daha önce de ödeyebilecektir. Bu son kaydın konulması, borçların ödenmesindeki kural yönünden, bir koşul ve yükümlülük olarak öngörmemek gerekir. Fazla yazılmıştır.
Buna karşın alacaklı olan davacı, 13.12.2001 gününde ihtiyati haciz isteminde bulunmuş ve aynı gün bu konuda karar verilmiştir. Davalı borçlunun itirazı üzerine Asliye Hukuk Mahkemesince 24.12.2001 gününde borcun vadesinin gelmediği gerekçesi ile kaldırılmıştır. Haciz kararı kaldırılmadan önce davalı borçlunun, tüm bankalardaki hesaplarına, taşınmazlarına haciz şerhi işlenmiştir. İcra Tetkik Mercii de, 28.12.2001 günlü kararla davalı borçlunun şikayetini kabul etmiş takibi iptal etmiştir.
Gerek yanların ileri sürdüğü nedenler ve gerekse dosyadaki kanıtlar itibariyle, bu olayda çözümü gereken konu, davacının ihtiyati hacze neden olabilecek biçimde, mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanıp hazırlanmadığı noktasıdır. Davacı bir Avukattır. Dosyaya sunulan 2000 yılına ait vergi levhasında 95 milyar tutarında vergi ödediği anlaşılmaktadır. Bu davacının gelir düzeyi ve mesleki yeteneği itibariyle önemli bir göstergedir. Kaçırıldığı iddia edilen araç haricen satışı için bir protokol düzenlenmiştir. Henüz kesin bir satış bulunmamaktadır. Üzerinde ipotek bulunduğu iddia edilen daire ise davacının, borç alıp, üzerine ipotek koydurduğu bir daire olmayıp, davadan önce alındığı zaman konulan bir ipotektir. Bu da davacının borçtan kurtulmak için yaptığı bir işlem olarak düşünülmemelidir.
Konulan haciz kararının haksızlığı mahkeme kararı ile anlaşılmış ve kaldırılmıştır. İhtiyati haczin haksızlığı kusursuz sorumluluğu gerektirir. Davalının hak aramayı yöntemine uygun izlemediği, özensiz davrandığı açıktır. Kaldı ki, borçta vadesi gelmeden tamamen ödenmiştir.
Bu ve dosyadaki kanıtlar itibariyle kişilik haklarına saldırının varlığına ilişkin olan yerel mahkeme kararının doğru olduğu düşüncesi ile bozma nedenlerine katılamıyorum. 29.04.2003
KARŞI OY YAZISI
Davacı davalı aleyhine açtığı davada, eski eşi olan davalının, boşanmaları sırasında yaptıkları anlaşma gereği borçlandığı paranın vadesi dolmamasına rağmen İİK.'nun 257. maddesi koşullarının gerçekleştiği iddiası ile aleyhine ihtiyati haciz kararı alıp infaz ettirdiğini, itirazları üzerine ihtiyati haciz kararının kaldırılmış olduğunu, davalının bu şekilde davranarak kendisinin kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu, ayrıca ihtiyati haciz kararı istek dilekçesi ile de kişilik haklarına saldırıldığını bildirerek manevi tazminat istemiştir.
Yerel mahkemece ihtiyati haciz kararı istek dilekçesinde kişilik haklarına saldırı bulunmadığı kabul edilmiş, şartları bulunmadığı halde ihtiyati haciz kararı alınıp infaz edilmesinden doğan saldırı nedeniyle belli miktarda tazminata karar verilmiş, Dairemizce bu bölümde de kişilik haklarına saldırı bulunmadığı kabul edilerek karar bozulmuştur.
İhtiyati haciz kararının verilmesi ve kaldırılması ile bu kararın infazının mahkemeler ve infaz organlarınca yapılmış olmaları bu işlemlerin taraflarının sorumsuzlukları için neden olamazlar. Bu gibi isteklerin istenmesindeki hukuka ve işin gereğine aykırılık tarafların sorumluluk sebebidir. Bu sorumluluk sebeplerinin değerlendirilmesinde taraflar arasındaki uyuşmazlık başından beri değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların yaptıkları anlaşmaya göre davacının davalıya belli bir para ödemesi kararlaştırılmış ve ödemenin belli tarihe kadar yapılması uygun bulunarak, ödemenin başlangıç tarihi ve taksitler halinde ödenecekse parçalı ödeme tarihleri belirtilmediğine göre borçlu belirlenen tarihe kadar borcunu ödemek durumundadır. Anlaşılan tarih henüz gelmeden İİK.'nun 257. maddesi koşullarının varlığı iddiası ile alacağın tahsili için girişimde bulunulduğuna, dosya içeriğine göre bu girişimler için sebep bulunmadığına ve özellikle ihtiyati haciz kararı veren mahkemenin bu kararını kaldırmış bulunmasına göre, yerel mahkemenin bu davranış nedeniyle hukuka aykırılığı tespit etmesi ve yaptırıma karar vermesi uygun olmuştur. Ancak: Mahkemece belirlenen yaptırımın olaya uygun olup olmadığı konusunda henüz bir temyiz incelemesi yapılmamıştır. Bu nedenle belirlenen yaptırımın cins ve miktarı konusunda, bu aşamada düşünce açıklaması yapmanın usuli olmayacağını kaydetmekle yetiniyor, yüce çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum. 29.04.2003
Full & Egal Universal Law Academy