(1086 S. K. m. 7, 428) (2577 S. K. m. 2)
Dava: Davacılar Sayit K. ve diğerleri vekili Avukat Şükran Sancar tarafından, davalılar Aksaray Belediyesi ve diğerleri aleyhine 5.2.1997 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 6.6.2002 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Belediye Başkanlığı ve davacılar vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar ile davalılardan Belediye Başkanlığı tarafından temyiz olunmuştur.
Yargı yolu savunması; itiraz niteliği itibariyle, öncelikle irdelenmelidir.
Oluş sorunu, çekişmesiz olup ; mahkemenin de kabulündedir. Buna göre, davalı belediyenin sorumluluğu altında bulunan parktaki elektrik tesisatından kaynaklanan kaçak nedeniyle ölüm sonucu meydana gelmiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde bu yön: ( ... Topraklama yapılmaması, tel örgü çekilmemesi, gerekli kontrolün yapılmaması, dikkat ve özen gösterilmemesi, nitelikli eleman görevlendirilmemesi.. ) biçiminde nitelendirilmiş; ancak, eylemin niteliği itibariyle kurallara ağır surette aykırı davranış oluşturduğu vurgulanarak; hizmet kusuru özelliğinin yitirildiği ve haksız eylem boyutuna ulaştığı, kabul ve benimsenmiştir.
Davalı belediyenin, işlem ve eylemlerinin, kural olarak kamusal nitelik taşıdığı açıktır. Bu nedenledir ki, işlem ve eylemlerinin, kamu hizmeti olarak değerlendirilmesi asıldır. Hiç bir biçimde kamu hizmeti ile bağdaştırılamayacak, eylem ve işlemler, bu kabullerin dışındadır. Ki, çoğunlukla bunun örnekleri, "fiili yol" olarak ifade edilmektedir. Bu anlamda olmak üzere; yargı kararlarının uygulanmaması, kamulaştırmasız veya yetkili makamların izni alınmaksızın el atma gibi hallerde; kamu hizmeti ile eylem veya işlem arasında bulunması gereken bağ, kesilmektedir. Ayrıksı ve sınırlı sayıdaki bu örneklerde olduğu gibi, eylem veya işlemlerin, kamu hizmeti çerçevesinde tutulma olanağı kalmamakta ve çoğunlukla kasti nitelikteki bu eylemler, ilgililerinin de kişisel sorumluluklarını gerektirmektedir. Somut olayda, saptanan ve benimsenen olgular, kamu hizmetinin eksik veya yetersiz yapıldığını göstermektedir. Ancak, bu olgular yukarıda açıklandığı üzere, fiili yol boyutunda ve hizmet ile bağı keser düzeyde değildir.
Tüm bu açıklamalar karşısında, tazminat istemlerine konu olayın, kamu hizmetinin görüldüğü bir sırada ve hizmet ile ilgili bulunduğu kabul edilmelidir. İdare'nin hizmet kusuru niteliğindeki eylemi sonucu meydana gelen zararlardan dolayı; İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2/1-b maddesi gereğince İdare'ye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması, gerekir. Mahkemece, davalı belediye hakkında yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının çözümlenmesi; usul ve yasaya mutlak aykırılık oluşturup, bozmayı gerektirmiştir. ( HUMK. m.7, m.428/b.2 )
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacıların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalı belediyeden peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy