(1086 S. K. m. 94, 416)
Dava: Dava eşya ve ziynet alacağına ilişkindir. Yargılama sırasında dava konusu eşyalar davacı tarafa teslim edilmiş, yerel mahkemece ziynet alacağına ilişkin istem kabul edilmiş, eşyalara yönelik istem ise reddedilmiştir. Karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Karar: Dava açıldığı tarihte dava konusu eşyaların davalı tarafın elinde bulunduğu sabittir. Bu nedenle davacı eşyaya yönelik davayı açmada haklıdır. Dava konusu eşyaların yargılamanın devamı sırasında davacıya iadesi, davacının dava açmadaki haklılığını ortadan kaldırmaz.
Sonuç: Bu bakımdan davanın konusuz kaldığı gözetilerek yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin, 7. maddesi uyarınca davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmek gerekirken, dava reddedilerek davalı vekili yararına vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI :
Davacının isteklerini iki bölüm halinde değerlendiren mahkeme ziynet eşyası ile ilgili isteği kabul etmiş, sair eşyanın davacıya iade edildiğini tespit ederek bu bölüm ile ilgili davanın reddine karar vermiştir. Bu bölüm eşya hakkında ret kararına bağlı olarak davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmiş olup davacı yanın temyiz isteği bu bölüm ile ilgilidir.
Davalı davaya cevap verirken ziynet eşyası dışındaki eşya hakkında husumet yaratmadıklarını, bu eşyayı her an alabileceklerim savunmuş, yargılama sırasında da bu eşyayı davacıya göndermiştir. Davalının bu eşyayı davacıya gönderme gibi bir zorunluluğu da bulunmamaktadır. Davacının davalı ile evli olduğu sırada birlikte oturdukları evde bulunan eşyasını, davacının almasına, davalının engel olması halinde davalının dava masrafı ve vekalet ücretinden sorumluluğu doğar. Davanın ilk celsesinden önce bu cins eşyanın istendiği anda alınabileceği davalıca kabul edildiğine göre davacının davadan önce bu eşyanın davacıca alınmak istendiğini, davalının muhalefeti nedeniyle bu eşyanın alınmasının mümkün olmadığını davacının kanıtlaması gerekmektedir. Dosyada bu konuda en ufak bir delil bulunmamaktadır. Bu özellikler içinde yerel mahkeme kararı HUMK'nun 94. maddesine uygun olup onanması gerekirken bozulmuş olmasını doğru bulmadığımdan karara katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy