(818 S. K. m. 50, 51)
Davacı Milli Savunma Bakanlığı vekili Avukat A. Aybat tarafından, davalı M. Adanur ve H. Çelik aleyhine 17.01.2002 gününde verilen dilekçe ile rucuen tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 24.04.2002 günlü kararın Yargıtay da duruşmalı olarak incelenmesi davalı Mustafa Adanur vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 14.01.2003 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili gelmedi, karşı taraftan davacı bakanlık vekili Avukat A. Sökmen geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı M. Adanur' un aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalı M. Adanur' un diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, askerlik hizmeti dolayısıyla verilen zarar nedeni ile müteselsil sorumlu Devletin ödediği tutarın, öteki sorumluya rücuuna ilişkindir.
Rücuun amacı birlikte sorumlular arasında hakkaniyete göre denge kurmaktır. BK' nun 50. maddesi, hakimin takdirini temel almıştır. Anılan madde buyruğuna göre, ilgililerin birbirlerine karşı rücu hakları olup olmadığını ve varsa kapsamını hakim takdir edecektir. Bu madde her ne kadar birden çok kimselerin ortak kusurlarıyla zarar oluşturmalarını düzenlemiş ise de onu izleyen 51. maddedeki (birden çok kişilerin değişik hukuksal nedenlerden sorumluluğunda da) belirtilen kural geçerlidir. Öyleyse, çok tipli teselsülde de hakim rücu kapsamını takdir durumundadır.
Kusur kapsam belirlemede etkin ise de hakkaniyet, onunla birlikte değerlendirilmesi gereken öğelerdendir. Davalı Anayasa' nın 72. maddesi gereği, hakkı olan askerlik ödevi sırasında kusuru ile zarara, yol açmıştır. Hizmetin karşılığında ücret almaması ve Anayasal ödeme bulunması dolayısıyla onun tazminatın tümüyle sorumluluğu durumunda hakkaniyet öğesi kapsam belirlemede dikkate alınmamış olma sonucunu doğurur. Şu durum karşısında anılan öğe değerlendirmeye katılarak tazminattan belirli bir indirim yapılmak üzere yerel mahkeme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazların ise (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle reddine ve peşine 14.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy