(4721 S. K. m. 683)
Dava: Davacı Suat T. tarafından, davalı İhsan K. aleyhine 9.2.2001 gününde verilen dilekçe ile aynen iade veya tazmin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27.6.2002 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ile davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının temyiz itirazlarına gelince; dava, istihkak savına dayalı aynen iade istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı, kendisine ait olan ve evinde bulunan antika niteliğini taşıyan eşyaların yokluğunda evlatlığı olan dava dışı Yalçın Ç. tarafından davalıya satıldığını; geri verilmesi isteğinin de davalı tarafından reddedildiğini belirterek, eşyaların aynen iadesini istemiştir. Dava dilekçesindeki açıklamalar, yazım ve yorum kuralları ışığında değerlendirildiğinde, davacının isteminin eşyaların aynına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Dilekçede, belirli bir rakamsal değerin ifade edilmesi, dava açılması sırasında alınacak harç miktarının tespiti bakımından önem taşımaktadır. Mahkemenin, bu olguları gözönünde tutarak eşyaların aynen iadesine karar vermesi gerekirken, bedellerine hükmetmesi doğru görülmemiş; usul ve yasaya aykırı kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda ( 2 ) numaralı bentte gösterilen nedenle davacı yararına BOZULMASINA; davalının temyiz itirazlarının ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harçların istek halinde geri verilmesine 24.3.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, davalı aleyhine açtığı davada evinden habersiz alındığını iddia ettiği 500.000.000 lira değerinde olan eşyanın davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiş, mahkemece eşyanın bedelinin tahsiline karar verilmiş, mahkeme kararı yukarıdaki şekilde bozulmuştur.
Dosyadaki tüm evrakın birlikte değerlendirilmesine göre olayın gelişimi şöyle olmuştur: davacı ile davacının evlatlığım dediği kişi davalıyı evlerine davet ederek bir eşya satmışlar, bu satım sırasında evdeki diğer bazı eşyanın da satılabileceği izlenimini verir şekilde bu eşyanın da fiyatını sormuşlar, daha sonra davacının evde bulunmadığı bir sırada, önceki satımlarda hazır bulunup satımın tarafı olan ve davacının evlatlığım dediği kişi davalıyı yeniden eve davet ederek, dava konusu edilen eşyayı davalıya satmış, bilahare durumu öğrenen davacı davalıya müracaat edince davalı, satış bedeli olarak ödediği parayı vermesi halinde eşyayı iade edebileceğini söylemiş, davacı, bedel ödemeye yanaşmayınca bu şekilde sorun halledilemediği için bu dava açılmıştır.
Oluş biçimi yukarda anlatılan olayda davalı malik olarak kabul ettiği kişiden parasını ödeyerek mal almış ödediği paranın kendisine verilmesi halinde de eşyayı iade edebileceğini söylemiş bulunduğuna göre sorumluluğundan sözedilemez. Hırsızlık yapmadığı gibi, hırsızlık malı bilerek satın alan kişi durumunda da değildir. Haksız fiil sorumluluğu olmadığı gibi başka bir nedenle de sorumluluğundan sözedilemez. Satın aldığı eşyanın bedelinin almadan iade etmesi davalıdan beklenemez. Bu nedenle davanın reddedilmesi gerekirken kabul edilmesini uygun bulmadığımızdan davalının temyiz itirazlarının reddedilmiş olmasına katılamıyoruz. 24/3/2003
Full & Egal Universal Law Academy