(818 S. K. m. 53)
Dava: Davacı Ramazan A. ve Gülsüm A. vekili Avukat Abdullah Gedik tarafından, davalı Necmi K. ve Antalya Tedaş Müessese Müdürlüğü aleyhine 9/2/1999 gününde verilen dilekçe ile tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüm nedeni ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı Necmi K. yönünden davanın reddine, davalı Antalya Tedaş Müessese Müdürlüğü yönünden davanın kısmen kabulüne dair verilen 22/5/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ile davalı Antalya Tedaş Müessese Müdürlüğü vekili Avukat Nazife Parlak taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, davacıların oğlunun elektrik akımına kapılarak ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı Necmi K.'in kusursuz olması nedeniyle hakkındaki davanın reddine, davalı idare yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacılar ile davalı Tedaş tarafından temyiz edilmiştir. Davalı Necmi K. hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek suçundan dolayı Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 1995/810 Esas, 1997/1218 Karar sayılı ilamı ile elektrik trafosunun bulunduğu yerin yerleşim alanı dışında olması nedeniyle tek sorumlu kişinin davalı Necmi K. olduğu trafonun iki tane anahtarı olup bir tanesinin bu davalıda, bir tanesinin de Yeniköy İşletmesinde bulunduğu, olaydan önce kapının açık bırakılması nedeniyle davacıların oğlu Mustafa A.'nın arkadaşları ile kuş avlamak için içeri girip, trafo hücresinin etrafındaki tel örgüye çıkarak elektriğin bulunduğu bölgeye müdahale etmesi ile elektriğe kapılarak öldüğü anlaşılmıştır. Bu olaydan dolayı davalı Necmi K., bina kapısını açık bırakarak veya açık kaldığı halde kapatılması için gerekli kontrol ve titizliği göstermemesi nedeniyle olayda 4/8 oranında, öleninde girilmemesi gereken yere girmesi nedeniyle 4/8 oranında kusurlu oldukları bilirkişi raporuyla belirlenmiştir. Davalı Necmi Kazel'in ölümle sonuçlanan bu olay nedeniyle mahkumiyetine karar verilmiş ve Yargıtay 2. Ceza Dairesi tarafından onanarak kesinleşmiştir.
Tarafların kusurunun tespiti bakımından mahkemece kusur incelemesi yapılmış; ilk raporda ölen % 50 oranında, Tedaş % 50 oranında kusurlu bulunmuş, ceza dosyasındaki rapor ile bu rapor arasındaki çelişki nedeniyle ikinci bir rapor alınmış, ikinci bilirkişi raporunda ise birinci bilirkişi raporu doğrultusunda rapor verilerek, bu rapora göre davalı Necmi K'in kusursuz olması nedeniyle onun hakkındaki davanın reddi yönünde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar Borçlar Kanununun 53. maddesi metninde ceza mahkemesince verilen kararların hukuk hakimini bağlamayacağına dair açık bir hüküm yoksa da bu maddenin genel yorumundan ve özellikle son cümlenin karşı anlamından ceza mahkemesince verilen mahkumiyet kararlarındaki, fiilin hukuka aykırılığının ve illiyet bağını saptayan maddi vakıa konusundaki kabulün hukuk hakimini de bağlayacağı hem bilimsel hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
Ceza mahkemesi kararı ile davalının bu suçu işlediğine ilişkin olgu karşısında eldeki davada bu hususun yeniden tartışılması uygun değildir. Yukarıda anılan ilkeler ve kusur tespiti dışında bu maddi olgular ışığında ölüm olayıyla ilgili davalı Necmi Kazel'in Ceza Mahkemesinde yargılanıp suçlu bulunarak mahkum olması nedeniyle tazminat ile sorumlu olmadığına karar verilemez. Davalının Ceza Mahkemesi keşif tutanağındaki ifadesinde, trafonun anahtarının birisinin kendisinde olduğunu bildirdiğinden, kapının açık bırakılması nedeniyle de sorumlu tutulması gerekir.
Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeksizin davalı Necmi Kazel hakkındaki davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
b )Mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin karar kurulmuş olduğu halde; "yargılama giderleri taraflara davanın kabul ve red oranlarna göre paylaştırılır" ilkesine aykırı olarak red ve kabul durum ve oranları gözetilmeden ve ayrıca gerekçelendirilmeden taraflar için yanlış vekalet ücreti takdiri usul ve yasaya aykırı olup diğer bir bozma nedenidir.
3 )Davalının temyiz itirazlarına gelince;
Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek suçundan dolayı davalı Necmi Kazel aleyhine açılan Antalya 3. Ceza Mahkemesinin 1995/810 Esas, 1997/1218 Karar sayılı dosyasında, davacıların mahkemeye sundukları müdahale istemli dilekçelerinde her biri bakımından 50'şer milyon lira manevi tazminat istedikleri halde eldeki bu davada 300'er milyon lira manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır.
Manevi tazminat olaydan duyulan elem, üzüntü ve acının karşılığı olup, niteliği itibarıyla bölünemez ve sonradan arttırılamaz. Davacı, ceza mahkemesinde istediği ilk taleple bağlıdır. Yerel mahkemece, "manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği" ilkesi gözetilmeden, bu davada istenen ve sonradan arttırılan miktar dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2 a/b ) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar yararına, ( 3 ) nolu bentte açıklanan nedenle davalı Antalya Tedaş Müessese Müdürlüğü yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 2.4.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy