(1086 S. K. m. 27) (2577 S. K. m. 3)
Dava: Davacı K. İnşaat AŞ. temsilcisi Necati tarafından, davalı T.C. Hükümeti Başbakan Yardımcısı ve Eski Başbakan ve diğerleri aleyhine 26/3/2002 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliğine dair verilen 24/9/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının davalılar Bakanlık, B. Valiliği ve D. Valiliği hakkındaki temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının, bir kısım davalılar hakkındaki temyizine gelince, dava haksız eylem nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalıların kişisel kusurlarının da etkili olduğu olaylardan zarar gördüğünü belirterek davalı idareler ile birlikte sorumlu olduklarını belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş yerel mahkemece yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmiştir.
Gerçek kişilerin kişisel kusurlarına dayanılarak açılan tazminat davaları adli yargı yerinde görülür. İdari yargı yerinde gerçek kişiler hakkında dava açılamaz. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeksizin anılan kişiler hakkında da görevsizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- İdari Yargılama Usulü Kanununun 3'ncü ve sonraki maddelerinde idari davaların nasıl açılacağı açıkça gösterilmiştir. Bir idari dava açılırken orada gösterilen yöntemlere uyulması gerekir. Adli yargı yerinde açılan bir davanın idari nitelikte olduğunun anlaşılması üzerine dosyanın idare veya vergi mahkemelerine gönderilmesine karar verilmekle başlangıçta adli yargı yerinde açılmış olan dava, idari yargı yerinde açılmış olamaz. Mahkemenin görevli olmadığından dolayı dilekçenin reddine karar verildiği takdirde dava dosyasını ait olduğu mahkemeye göndereceğine dair HUMK.'nun 27. maddesi hükmü, adli yargı yerleri arasındaki görev konusunda uygulama alanı bulur. Yerel mahkemece gönderme kararı verilmiş olması da bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 2 ve 3 sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacının Bakanlık, B. Valiliği ve D. Valiliği hakkındaki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 26.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy