(818 S. K. m. 18) (2004 S. K. m. 283)
Dava: Davacı Mehmet Erçelebi ve diğerleri vekili Avukat Metin Parmaksız tarafından, davalı Enver Ö. aleyhine 11.11.1999 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil ( davacı açılan tazminat davasında lehine hükmedilecek tazminatın tahsilini engellemek amacıyla yapılan taşınmaz satışının danışıklı olduğunda bahisle iptal ) istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 20.2.2002 günlü kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne ve tebligat gideri verilmediğinden duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, BK.nun 18. maddesi gereğince iptal istemine ilişkindir. Davacılar, trafik kazası nedeniyle uğradıkları zararın giderilmesine ilişkin tazminat davasının davalısı olan Tuncay Ö. tarafından o davaya konu edilen tazminat bedeline ödenmemesi amacıyla taşınmazını danışıklı olarak davalıya devredilmesinden dolayı bu davayı açmıştır. Mahkemece davanın İİK.nun 277 vd. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davası niteliğinde olduğu ve o davanın koşulları bulunmadığı, davacıların henüz tazminat davasının neticelenmediği gerekçeleri ile dava reddedilmiştir.
Dava, Borçlar Yasasının 18. maddesinde düzenlenen biçim ile dava konusu işlemin danışıklı yapıldığı ( muvazaa ) iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Kural olarak üçüncü kişiler, danışıklı işlem ( muvazaalı muamele ) nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü; danışıklı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi, onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak, üçüncü kişilerin danışıklı işlem ile haklarının zarara uğratıldığının benimsenebilmesi için, onların, danışıklı işlemde bulunandan alacakları bulunmalı ve danışıklı işlem o alacağın ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış bulunmalıdır.
Diğer yandan; zarara uğradıklarını ileri süren üçüncü kişilerin, danışıklı işlemde bulunduğu iddia edilen kişi hakkında tazminat davası açmış olmaları, bu davanın kabulü için tek başına yeterli olmadığından danışıklı işlemde bulunanın, üçüncü kişilere borçlu bulunduğunun gerçekleşmesi ve borcunu ödememek için danışıklı hukuki işlem yapmış olması gerekir.
Davacılar, desteklerinin trafik kazasında ölmesi nedeniyle, davaya konu edilen taşınmazın, hükmedilecek tazminattan kurtulmak amacıyla, danışıklı olarak davalıya devredildiği iddiası ile eldeki bu davayı açmışlardır. Davacıların bu davadaki amaçları, açtıkları tazminat davası sonucu hak kazanacakları alacaklarını alabilmeye yönelik olarak, danışıklı olduğunu ileri sürdükleri hukuki işlemlerin kendileri yönünden geçersizliğini sağlamaktır. Davacıların zararının desteğin ölüm gününde doğduğunun benimsenmesi gerekir. Ölüme yol açanlar aleyhine davacılar tarafından tazminat davası açıldığı dosyadaki bilgilerden anlaşılmaktadır. Yargılama sonunda davaya konu edilen satışın danışıklı olduğunun kanıtlanması halinde davacılar, satışa konu edilen maldan da alacağın tahsili için yararlanabileceklerdir. Ancak, davacıların bu hakkı ayni değil şahsi sonuç doğuracağından, danışıklı işlemin kanıtlanması durumunda tapunun iptaline değil, İcra ve İflas Yasasının 283/1. maddesi benzetme yoluyla ( kıyasen ) uygulanarak, iptal ve tescile gerek olmaksızın taşınmazın haciz ve satışına karar verilecektir. Bu davada güdülen amaçta bu olduğundan, davacıların karşılanması gereken bir alacakları bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. Bunun için de davacıların açtıkları tazminat davasının sonucu beklenilmeli ve ona göre karar verilmelidir.
O halde somut olayda, satış işlemlerinde danışıklılığın bulunup bulunmadığı konusu araştırılmalı; davalının danışıklı bir davranış içinde bulunduğu sonucuna varılması durumunda, davacıların açtıkları tazminat davasının sonucu beklenilmeli, o dava sonunda davacıların tahsili gereken bir alacağı bulunduğu takdirde İcra ve İflas Yasasının 283/1. maddesi benzetme yoluyla uygulanmak suretiyle, tapu iptaline gerek olmadan davacıların alacaklarını alabilmelerini sağlamak için dava konusu taşınmazın haciz ve satışını isteyebilmeleri yönünde hüküm kurulmalıdır. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeden, yerinde görülmeyen yazılı gerekçeyle, istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıdaki nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy