(818 S. K. m. 43) (YHGK. 29.09.2004 T. 2004/4-507 E. 2004/438 K.)
Dava ve Karar: Davacılar F. İpek ve arkadaşları vekili Avukat Harun Melek ile avukat Nedim Şenol Çelik tarafından, davalı M. Kalay aleyhine 25.10.2001 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kabulüne dair verilen 8.7.2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafın süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazına gelince; dava, yargı kararının uygulanmamasından kaynaklanan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istem kabul edilmiş; kararı davalı temyiz etmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacılara ait taşınmaza Beşikdüzü Belediyesi tarafından kamulaştırmasız el atılmış; bu nedenle açılan dava sonunda taşınmaz bedelinin o davanın davalısı Beşikdüzü Belediye Başkanlığından alınmasına hükmedilmiş ve karar kesinleşmiştir. Kararın infazı için başlatılan İcra takibi sonuçsuz kalmış, davacılar hükmedilen parayı alamamışlardır. Davacı tanığı, davalı belediye başkanının ödemeyeceğini, önceki belediye başkanından almalarını, faiz istemedikleri takdirde aylık 1.000.000.000 lira olarak ödeyeceğini söylediğini açıklamış; yine davalının başkanı olduğu belediye tarafından kaymakamlığa gönderilen yazıda, belediyenin imkanları yeterli olmadığından kesinleşen mahkeme kararı gereğince ödeme yapılamadığı, davacılardan başka ödenmemiş kamulaştırma bedeli ve tazminat bulunmadığı, davacılara ödenecek tazminatın ödeme şekli ile ilgili önerilerin davacılar tarafından kabul edilmediği belirtilmiştir.
Davalının hukuka aykırı eylemi sonucu yargı kararı gereğinin yerine getirilmediği ve bu yüzden davacıların zarar gördüğü konusu mahkemece de benimsenmiştir. Ancak, davalının sorumlu tutulacağı miktarın hesaplanmasında benimsenen yöntem somut olaya uygun düşmemektedir. Davacıların uğradığı zarar: anapara ile bu paranın işlemiş yasal faizi ölçü alınarak belirlenmelidir. Döviz, toptan eşya fiyat endeksi ve banka mevduatına uygulanan faiz ortalamasına göre yapılan hesaplama ve bu hesaplama sonucu belirlenen miktarın zarar olarak benimsenip karara dayanak alınması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, öteki temyiz itirazlarının 1 sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin harcın istek halinde geri verilmesine 10.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Karşı Oy Açıklaması
Davacılara ait taşınmaza belediyece el konulması üzerine, mahkemece hüküm altına alınan bedelinin ödenmediği konusunda yanlar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Diğer bir an1atımla, yargı kararının uygulanmadığı tartışmasızdır. Tartışmalı olan yön, davacıların bu yüzden uğradığı zararın kapsamı ile ilgilidir.
Davacılar zararlarının daha fazla olduğunu, ana para ve yasal faizini alsalar dahi, yine de zararlarının karşılanamayacağını iddia ile faizi aşan zararlarını da istemişlerdir.
Davalı, belediyenin bütçe olanaklarının elverişsizliği nedeniyle ödeme yapamadığını ve ayrıca, asıl alacağa faizde yürütüleceğinden, zararı olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, belirlenen alacak ve zararın istemden fazla olduğu gerekçesi ile istem gibi hüküm kurmuştur.
Kararın davalı tarafından temyizi üzerine daire, davacıların zararının ana para ve yasal faizinden ibaret bulunduğu, faizi aşan zararı isteyemeyeceği gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozma nedenine katılamıyorum. Şöyle ki; davacıların alacağı, 1997 yılında verilen bir ilama dayanmaktadır. Bilindiği üzere, anılan tarihlerdeki yasal faiz %30 idi. Para değerindeki düşüş ise, %100 ün üzerinde olup, mevduat faizi ise, %120-140 civarında bulunmakta idi. Yine anılan tarihlerde bir Amerikan Doları 198.000, bir Alman Markı ise 111.000 lira düzeyinde idi. Bu günkü fiyatı ise bilinmektedir. Tüm bu hususları gözeten bilirkişi tarafından ı1azırlanan raporda, davacının alacağını geç almaktan dolayı uğradığı zararın 46.325.307.837 TL. olduğu belirtilmiştir. Bilirkişinin hesaplama yöntemi ve aldığı verilerin kısmen yanlış olduğu düşünülerek, işin esasının incelenmesi ve gerçek zararın belirlenmesi daha uygun iken, davacıların bu şekilde uğradıkları zararı hiç isteyemeyecekleri biçimindeki gerekçe yanlıştır. Bu şekildeki istemlerin kabul edileceğine dair Hukuk Genel Kurulu Kararları da bulunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de bu tür taleplerin kabul edilmesi gerektiğine dair kararlar vermiştir.
Sonuç: Davacılar, 10.000.000.000 lira istemişler, zararın 46.000.000.000 olduğu belirtildiğine göre, hükme dayanak yapılan rapordaki veriler yanlış olsa dahi, hüküm altına alınan miktar itibariyle yanlışlığın açılacak ek davada gözetilmesi gerekçe gösterilerek kararın onanması gerektiği düşüncesindeyim. Kaldı ki bir yanlışlığın olduğu da ileri sürülememektedir. Bu nedenle çoğunluğun bozma gerekçesine ve nedenine katılamıyorum. 10.04.2003(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy