(818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı Mehmet G. vekili Avukat Şeriban Çelik tarafından, davalı Mehmet R. Sürücü aleyhine 3/6/2002 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu yaralanmadan dolayı tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin reddine dair verilen 1/10/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı, 19.2.1995 günü meydana gelen trafik kazasında yaralandığını ve beden gücü kaybı bulunduğunu ileri sürerek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, davalının süresi içerisinde ileri sürdüğü zamanaşımı def'i yerinde bulunmuş ve istem zamanaşımı nedeniyle reddedilmiştir. Kararı davacı temyiz etmiştir.
Dosyada bulunan 19.2.1995 günlü geçici raporda, davacı hakkında, genel durum iyi, bilinç kapalı, ağrılı uyarılara cevap vermiyor, sağ pariatelde 3-4 santimlik ezilme meydana geldiği, hayati tehlikesi bulunduğundan başka bir hastaneye sevk edildiği açıklanmış; 2.5.1995 tarihli raporda da, 3.3.1995 günü hastaneye yatan davacıda kontüzyon serebri ve beyin ödemi bulunduğu, hayati tehlike geçirdiği ve 25 gün iş ve gücünden kalacağının belirtildiği anlaşılmıştır. Bundan başka, 16.5.2001 günlü kurul raporunda; Beyin: post travmatik sol üst extermitede daha belirgin olmak üzere sol tarafta trenor parezi, Göz: sağ dış şaşılık ve total op sağ -0.75 ile tam belirlemeleri yapılarak davacının % 55 oranda meslekte kazanma gücünde azalma olduğu belirtilmiştir.
Borçlar Yasasının 60/1. maddesi gereğince haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesi amacıyla açılan davanın, zarar görenin zararı ve zarar vereni öğrendiği tarihten itibaren bir yılda zamanaşımına uğrayacağı kabul edilmektedir. Yasada açıklanmamakla birlikte, zamanaşımının başlangıcı kural olarak olay tarihidir. Ancak, olaya gelişen bir durumun bulunması durumunda zamanaşımı gelişen durumun sona ermesi ile başlar. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen bir durumun varlığı durumunda Borçlar Yasasının 60/1. maddesinde belirtilen "zararı öğrenme" olgusu gerçekleşmiş olmaz. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir.
Somut olayda, davacının, davalının haksız eylemi sonucu yaralandığı belirgindir. Dosyada bulunan raporların incelenmesinden yaralamanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybı olup olmadığı, varsa bunun hangi tarihte belirlenebileceği anlaşılamamaktadır. Dosya tümü ile Adli Tıp Kurumuna gönderilerek; davacının yaralanması nedeniyle tedavisi tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, 19.2.1995 tarihli geçici ve 2.5.1995 tarihli kesin raporlarla belirlenen olgu dışında gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte belirlenebilir duruma geldiği ve maluliyet oranının ne kadar olduğu konusunda rapor alınmalıdır. Böyle bir araştırma yapılmadan hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ ; Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17/4/2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy