(818 S. K. m. 41, 47, 49) (2918 S. K. m. 87, 88, 89)
Dava: Davacı-karşılık davalılar Canan Ç. ve diğerleri vekili Avukat S. Nesimi Aksu tarafından ve davalı-karşılık davacı TCDD Genel Müdürlüğü, davalı karşı davacı TCDD Genel Müdürlüğü vekili Avukat Sema Çiftçi tarafından davacı-karşı davalılar Canan Çağlar ve diğerleri aleyhine 27/6/2002-17/9/2002 gününde verilen dilekçeler ile hemzemin geçitteki trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın dava ve karşı dava ile istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; dava ve karşı dava idari yargıda görüleceğinden mahkemenin görevsizliğine dair verilen 6/11/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava hemzemin geçitte meydana gelen trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın dava ve karşı dava ile tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın idari yargı yerinde bakılması gerektiği belirtilerek görevsizlik kararı verilmiş, karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kanıtlara göre davaya konu edilen zarar doğuran eylemin,Devlet Demir Yollarının, karayolu ile kesiştiği hemzemin geçit ( Demiryolu geçidi ) olarak isimlendirilen noktada meydana geldiği tartışmasızdır. Tartışmalı olan yön böyle bir noktada oluşan kaza sonucu doğan hukuki uyuşmazlığın adli yargı yerinde mi, yoksa idari yargı yerinde mi çözümleneceğidir.
Yerel mahkeme, Uyuşmazlık Mahkemesinin 12/6/2000 gün ve 2000/19-25 sayılı ilamını esas almak suretiyle uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümlenmesinin gerektiği gerekçesi ile davayı yargı yolu bakımından reddetmiştir. Uyuşmazlık mahkemesinin gerekçesinde,üstün yolun Devlet Demir Yolu olduğu, bu bakımdan da hemzemin geçidin düzenlenmesinin adı geçen kuruluşa ait bulunduğu, bu sorumluluğu yerine getirmemekle hizmet kusuru işlediği hususu yer almaktadır. Gerçekten Devlet Demir Yolunun işlettiği araç itibariyle üstün geçiş hakkı bulunduğu ve hemzemin geçitteki düzenlemenin onun tarafından yapılması gerektiği biçimindeki düşünceye katılmaktayız. Ne var ki, belirleme biçimi uyuşmazlığın yargı yolu bakımından çözüm yerini belirtmeye etkili değildir. Diğer bir anlatımla, her kamu hizmeti yapan kurumun hizmet kusurunun bulunması durumunda bundan doğacak uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümleneceği sonucunu doğurmaz. Kamu kurumuna ait bir aracı kullanan kamu görevlisinin eylemi de idari bir nitelik taşıyıp hizmet kusurunu oluşturabilir. Ancak bu tür uyuşmazlıkların adli yargı yerinde çözümleneceği 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 106. maddesinde açıkça ifade edilmiştir.
Bu bakımdan, davaya konu olan olaya, 2918 sayılı yasa hükümleri çevresinde çözüm getirilmesi gerekmektedir.
Anılan yasanın 2. maddesinde hiçbir ayrık durum gösterilmeden kanunun Karayollarında meydana gelen trafik olaylarında uygulanacağı belirtildikten başka bu kural biraz daha genişletilerek aynı maddenin ( a ) ve ( b ) fıkralarındaki durumlarda da uygulanabileceği öngörülmüştür. Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık alanlar ile park, bahçe akaryakıt servis istasyonları gibi yerler ile birlikte ve özellikle karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerlerde de uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Yine aynı yasanın 3. maddesinde yasanın uygulanmasında göz önünde tutulması gereken tanımlar içinde "Demiryolu geçidi" ( hemzemin geçit ) tanımı da verilmiş ve bunun karayolu ile demiryolunun kesiştiği bariyerli ve bariyersiz geçit olduğu ifade edilmiştir.
Açıklanan şu yasal düzenleme itibariyle, karayolu üzerinde meydana gelen eylemlerden doğan olayların yarattığı uyuşmazlıkların çözüm yerinin adli yargı olacağı yasanın düzenleniş biçiminden açıkça anlaşılmaktadır. Hemzemin geçit karayolu ile tren yolunun kesiştiği bir geçit olarak, o kesimin veya o noktanın Devlet Demir Yoluna ait olduğu sonucunu doğurmayacağı gibi, o noktada meydana gelen eylemin karayolu dışında oluştuğu sonucunu da doğurmaz. Bu bakımdan hukuka aykırı eylemin 2918 sayılı Karayolu Trafik Yasası kapsamında yer alan karayolu üzerinde meydana geldiği kabul edilmeli ve uyuşmazlığın çözüm yerinin aynı yasa gereğince adli yargıda sonuçlandırılması gerektiği sonucuna varılmalıdır.
aldı ki, dairemizin kuruluşundan bu yana, bu tür uyuşmazlıklar adli yargı yerinde bakılıp çözümlenmiştir. Yeni ve değişik bir yasal düzenleme olmadan bu güne kadar istikrarlı biçimde yürüyen bir uygulamanın değiştirilmesi hukuki istikrarı ortadan kaldırır. Karşı davada ise davalı TCDD Genel Müdürlüğü trenin gecikmesi nedeniyle davacı ( karşı davalı ) gerçek kişiden zararını istemiş bulunduğundan ve gerçek kişi aleyhine idare mahkemesinde dava açılamayacağı düşünülmemesi de doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle uyuşmazlığın Karayolları Trafik Yasası'ndaki hükümler uyarınca çözümlenmesi gerektiği, anılan yasanın kapsamındaki eylemlerden doğan uyuşmazlıkların çözüm yerinin de adliye mahkemeleri olduğu düşünülerek işin esasına bakılarak varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın belirtilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 24.4.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy