(4721 S. K. m. 1007)
Dava: Davacı Orhan A. vekili Avukat M. Sevim Özer tarafından, davalı Altınova Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine 06/06/2000 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10/09/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili Avukat Akın Kavi tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalının tapu işlemlerinde kusur ve ihmali bulunduğunu ileri sürerek zararın giderilmesini istemiştir. Mahkemece tapu işlemleri nedeniyle davalının eski MK. 917 ( yeni MK.1007 ) maddesi gereğince sorumluluğuna karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi, belge ve anlatımlar ile ekli dosya içeriklerinden; bir banka tarafından dava dışı Ali P. aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığı, Ali P. adına kayıtlı taşınmazın kıymet takdiri yapıldığı ve tapu kaydındaki mükellefiyet listesinin alındığı ve ihale işlemlerine başlandığı, bu aşamada davacının Ali P. aleyhine alacak davası açarak aynı taşınmaz üzerine tedbir kararı koydurduğu, dava ve tedbir sürerken taşınmazın icra müdürlüğünce ihalede üçüncü kişiye satıldığı ve icra müdürlüğünün talimatı gereğince ihale alıcısı adına tapu oluşturulduğu sonradan davacının açtığı alacak davasının davacı yararına sonuçlanması nedeniyle davacının alacağını bu taşınmaz sattırarak almak istemesi üzerine tedbir kararına rağmen devir yapıldığını öğrenerek bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki süreç ve belirlemeler incelenip değerlendirildiğinde; İcra Müdürlüğünün taşınmazı ihalede satmadan hemen evvel yeniden tapu müdürlüğünden mükellefiyet listesi istemesinin gerekmediği, aynı şekilde tapu müdürlüğünün de tapu kaydına sonradan konulan tedbir kararını icra dosyasına bildirmesi gerekmediği, davacının alacak davası sırasında aldığı tedbir kararının "davalı Ali P. adına kayıtlı taşınmazın üçüncü kişilere devretmesinin önlenmesine ilişkin" olduğu, diğer bir anlatımla tedbir kararının Ali P'nun tasarruflarını önleyici nitelik taşıdığı, icra müdürlüğünün taşınmazın satışını yapılabilmesini önleyici bir tedbir kararı bulunmadığı, ipoteğe dayalı icra takibinin daha önce yapılması ve bu takibin kesinleşmesinden sonraki tedbir kararı gözetilse bile taşınmazın ipotek bedelinden ve davacı alacağından daha düşük fiyatla ihale edilmesi karşısında ve ipoteğin önceliği nedeniyle davacının alacağını ihale bedelinden alabilmesine hukuki olanak da bulunmadığı, ihale işlemlerinde bir ihmal ve kusur bulunmadığı gibi tapu müdürlüğünün kesinleşen ihale kararı ve icra müdürlüğü yazısı karşısında ihale alıcısı adına tescil yapmasında ihmal, kusur veya hukuka aykırılık bulunmadığı, bu işlemlerin yapılmasında MK. 917. ( yeni MK.1007 ) maddesinin ve davalının kusursuz sorumluluğu koşullarının da bulunmadığı, bu itibarla anılan Yasa maddesine ilişkin mahkeme gerekçesinin somut olaya uygun düşmediği, öte yandan davacının kesinleşen mahkeme kararına konu alacağını borçlu Ali P'nun başka mallarından alamadığını da kanıtlayamadığı gözetildiğinde davanın reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Şu durum karşısında, mahkemece davanın kabul edilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA 13/03/2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy