(818 S. K. m. 246)
Dava: Davacı Günnur Ş. ( B. ) vekili Avukat Hüseyin Manav tarafından, davalı Zekai Ş. aleyhine 8.11.2001 gününde verilen dilekçe ile ziynet eşyasının aynen veya bedelinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.5.2002 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı vekili tarafların boşandıklarını ancak davalının ziynet eşyalarını davacıya vermediğini belirterek ziynet eşyalarının aynen veya bedelinin davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı davacının tüm ziynetlerini yanında götürdüğünü, ancak bu ziynet eşyalarının davalıda kaldığı kanıtlansa bile, tarafların davacının başka bir kişi ile ilişkide bulunması nedeniyle boşandıklarını, bu nedenle hediye mahiyetinde olan ziynet eşyaları için bağıştan dönme koşullarının gerçekleştiğini ve bağıştan döndüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece, boşanma davasının açıldığı tarihte bağıştan dönme sebebinin öğrenildiği halde BK.nun 246/1. maddesi gereği 1 yıllık süre içinde bağıştan rücu davası açılmadığı gerekçisiyle davalının savunmasına itibar edilmeyerek davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı yanca temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kanıtlara göre eldeki dosyada davalı gözüken Zekai Ş., davacı gözüken Günnur Ş. aleyhine 20.9.2000 tarihinde evli bir kişi ile gönül ilişkisine girmesini gerekçe göstererek boşanma davası açmış, Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/298 Esas 2001/179 Karar sayılı kararı ile aynı nedenle tarafların boşanmalarına 31.5.2001 tarihinde karar verilmiş ve davacı vekilinin temyizden vazgeçmesi üzerine de 23.7.2001 tarihinde bu karar kesinleşmiştir.
Şu durumda eldeki dava davacısı Günnur Ş.'ın üçüncü bir kişiyle gönül ilişkisine girmesi hususu boşanma kararının kesinleşmesi ile sabit olmuştur. O halde somut olayın özelliğine göre BK. 246/1. deki hak düşürücü süre boşanma davasının kesinleştiği tarihten başlatılmadır. Davalı 27.11.2001 tarihinde bağıştan rücu ettiğini bildirdiğine göre bir yıllık süre geçmemiştir. O halde davalının bağıştan rücu definin süre geçtiğinden reddi doğru değildir. Bu savunmanın esasının incelenmesi gerekir. Mahkemece bu hususun gözetilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 3.2.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI: Yerel mahkemece toplanan deliller olayın algılanması ve hukuki belirlemesi yerinde olduğundan kararın onanması görüşündeyim. Bu nedenlerle sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum. 3.2.2003
Full & Egal Universal Law Academy