(818 S. K. m. 41, 43, 47, 60)
Dava: Davacı T. Turan vekili Avukat H.K. Önal tarafından, davalı A. Aslan ve Z.İ. Bayraktar aleyhine 28.5.1997 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından doğan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.4.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan A. Aslan vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tararından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle;
Sonuç: Usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 20.5.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY YAZISI
Olayda bir yıllık (gereğinde uzamış ceza) zamanaşımının uygulanacağı konusunda anlaşmazlık yoktur. Sorun zamanaşımı başlangıcının tedavinin bittiği tarih mi? yoksa Adli Tıp Kurumu raporunun tarihi mi? olacağına dairdir.
Borçlar Kanunu'nun 60. maddesine göre zamanaşımının haşlaması için zarar görenin olayı, olaydan sorumlu olanı ve zararını bilmesi gerekir. Burada üzerinde durulması gereken husus zarar görenin zararını hangi tarihte öğrendiği meselesidir. Kural olarak zamanaşımı olay tarihinden başlar. Eğer olay nedeniyle vücut bütünlüğünde kayıp söz konusu ise, tedavi gerekiyorsa, vücut bütünlüğündeki kaybın ne olduğu ve buna bağlı olarak zararın ne olacağı tedavinin sonunda belli olacağından zamanaşımının başlaması da doğal olarak bu tedavinin bittiği tarihe kadar uzayacaktır. Tedavinin devam elliği süre nedeniyle zamanaşımının başlamasının gecikmesine "gelişen durum"un sebep olduğu kabul edilmektedir. Ancak; gelişen durum, olaya bağlı vücut bütünlüğündeki kaybın teshili, tedavi gerektiriyorsa tedavi için geçecek sürenin sonunda kaybın tespiti için zaman gerekiyorsa söz konusu olur. Olaya bağlı tedavinin bittiği tarih itibariyle davacı kendiliğinden veya bir kurumun yönlendirmesi ile vücut bütünlüğündeki kaybı ve bu kayba dayalı zararı bilebileceğine göre, zamanaşımı başlangıcının bu tarihten sonraya götürülmesinin haklı nedeni olamaz. Aksinin kabulü hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğurabilir. İçtihatlar da bu doğrultudadır. Örnek Y.4.H.D. 15.10.1985 gün ve 5988-8202, 23.3.1989 gün ve 2286-2659 sayılı kararlarında "iyileşmenin gerçekleştiği tarih zamanaşımına başlangıç alınır. Gelişen durumda zamanaşımı başlangıcı gelişmenin son bulduğu tarihtir. Rapor tarihi esas alınmaz" denmektedir. Aslolan zararın ne olduğunun bilindiği tarih değil bilinebileceği tarihtir. Olay tarihine en yakın hangi tarihle zararın öğrenilmesi imkanı doğmuşsa zamanaşımı bu tarihte başlamalıdır.
Eldeki davada zarar doğuran olay 26/6/1994 tarihinde gerçekleşmiş, tedavi olaya yakın tarihte bilmiş iken Adli Tıp Kurumundan alınan 5/6/2000 tarihli rapor zararın öğrenilmesine esas alınmıştır. Yukarıdaki içtihatlarda da belirtildiği gibi davacı taraf zararı tedavinin bitliği tarih itibariyle bilebilecek durumda olduğundan, zamanaşımının tedavinin bittiği tarihten başlaması gerekir. Bu nedenle zamanaşımının gerçekleştiği olayda, zamanaşımı savunmasının kabul edilip davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabul edilmesini uygun bulmadığımdan onama kararına katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy