(818 S. K. m. 49) (4721 S. K. m. 24)
Davacı Selim K. vekili Avukat Neşe Sarıkçalı tarafından, davalılar Ali B. ve diğerleri aleyhine 4/3/1999 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/10/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Ali B. ve Ali B. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalılar Ali B. ve Ali B.'un diğer temyiz itirazlarına gelince; Davacı, davalılardan İlker Ü. tarafından davacıya haricen satılan ve bedeli peşin alınan otomobilin muvazaalı olarak davalı Ali B.'un kayıt maliki olan diğer davalı Ali B. aleyhine başlattığı icra takibi sonucunda, davacının zilyetliğinde bulunan aracın haczettirilerek, kayıt maliki davalıya tesliminin sağlanması suretiyle dolandırıldığından bahisle araç bedeli olarak 1.750.000.000 lira maddi ve 500.000.000 lira manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile araç satış bedeli olarak 1.380.000.000 lira ve 500.000.000 lira manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Dava konusu olayda manevi tazminatın koşulları oluşmadığı halde manevi tazminat hüküm altına alınmıştır. Mala verilen zarar kişilik haklarına tecavüz mahiyetinde olmadığından, manevi tazminata karar verilemez. Borçlar Kanununun 49. maddesi gereğince şahsi menfaatleri haleldar olan kimse hata vukuunda zarar, ziyan ve hatanın hususi ağırlığı icap ettirdiği surette manevi zarar namı ile nakdi bir meblağ ifasını dava edebilir. Türk Medeni Kanununun 24. maddesi hükmüne göre de şahsi menfaatlerinde haksız tecavüze uğrayan kimse tecavüzün menini talep edebileceği gibi maddi ve manevi tazminat namı ile muayyen bir meblağın ödenmesine karar verilmesini de isteyebilir. Buradaki şahsi menfaatten maksat kişinin kişilik haklarına doğrudan doğruya bağlı olan haklardır. Mala verilen zarar kişilik haklarına tecavüz mahiyetinde olmayıp manevi tazminat ifasını gerektirmez. Davacının şahsına bağlı sağlık, yaşamı, isim gibi kanunen korunması gereken haklarına bir tecavüz yapıldığı iddiası mevcut değildir. Bu nedenle manevi tazminat isteminin reddine dair karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:Temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20/5/2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy