(4721 S. K. m. 4, 24, 25) (743 S. K. m. 4, 24, 24a)
Davacı Haşim K. vekili Avukat Mehmet Yılmazcan tarafından, davalı H... Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.'yi temsilen D... Yayın Holding A.Ş. aleyhine 19.7.2000 gününde verilen dilekçe ile yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 4.4.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olan olayda (yayında) davacının bulunduğu konum ve yürüttüğü görev sonucu siyasi içerik taşıyan olayların mahkemece karara bağlandığında kararda yer alan başkan ve üyelerin belli bir yönde hareket etmelerinin eleştiri konusu yapıldığı bu bakımdan ve yukarda ilkeler gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminat fazladır. daha alt düzeyde tazminata hükmedilmesi için karar bozulmalıdır.
Sonuç:Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11.4.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, kişilik haklarına saldırı iddiasına dayanan manevi tazminat davasıdır. Davalı şirkete ait H... Gazetesinin 2.6.2000 tarihli sayısının 5. sahifesindeki "Ciddiyetsiz Komisyonlar" başlıklı köşe yazısında TBM Meclisinde kurulan soruşturma komisyonlarının çalışmaları sırasında siyasi parti çıkarları ile hükümetin devamlılığının önde tutulduğu, komisyonların ciddiyetinin kalmadığı vurgulandıktan sonra Yüce Divan görevini yapan Anayasa Mahkemesinin durumu da konu edilmiştir. Davalı Yazar Emin Ç. köşe yazısında; Anayasa Mahkemesi üyelerinin bölünmüş durumda olduğu, siyasi nitelikli kararların çoğunda ve Başkanlık seçimlerinde 2 ayrı iki ekibin oluştuğu, çoğu zaman davacının başını çektiği gerici grubun ağırlığını koyduğu, davacının hukukçu olmadığı, Eskişehir Akademisi (Ticari İlimler) mezunu olduğu, Turgut Özal tarafından 40 yaşında iken Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildiği 65 yaşına kadar görevde kalacağı böylelikle 25 yıl görev yapacağı (bu durumun bir dünya rekoru olacağı) bazı üyelerin birbiriyle küs olduğu sadece iş için konuştukları Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçimlerde nasıl ve hangi ilişkilerin etkili olduğunu bildiğini, ayıp olmasın ve mahkemenin kişiliğine saygısızlık olmasın diye açıklama yapmayacağını belirtmiştir.
Dava konusu edilen yazıda Anayasa mahkemesinin oluşumu ve işleyiş biçimi ele alınmıştır. Yaptığı görevler ve toplumsal konumu bakımından Anayasa Mahkemesinin toplumu yakından ilgilendirdiği kararlarının büyük önem taşıdığı bir gerçektir. Yüce Divan görevi de yapan Anayasa Mahkemesinin oluşumu ve işleyiş biçimi ile ilgili olarak üyeler arasında gruplaşma oluştuğu bunun özellikle seçimlerde ve verilen siyasi kararlarda kendini gösterdiği Yüksek Mahkeme için bu durumun kabul edilemeyeceği belirtilerek eleştiride bulunulmuştur.
Davacıya yönelik olarak da; Anayasa Mahkemesinin önemi ve görevleri gereği hukukçu ve deneyimli üyelerden oluşması gerektiği, oysa davacının hukukçu olmadığı, zamanın Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından çok genç yaşta üyeliğe seçildiği, muhafazakar görüşte olduğu ileri sürülmüştür. Davacının üye seçildiği tarihten beri basında bu konular yer alagelmiştir.
Dava konusu edilen yazıda ileri sürülen bu hususların basın özgürlüğünden doğan eleştiri sınırları içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Basın özgürlüğü ile basına sağlanan güvencinin nedeni; toplumun sağlıklı, mutlu ve güven içinde yaşayabilmesi içindir. Bunun için de kişinin dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bunun içindir ki basının yayın yaparken, yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşır. İşte bu farklılık ve ayrık durum gözetilerek yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluk sınırı belirlenmelidir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğu kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. İşte basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Dava konusu yazıda Anayasa Mahkemesinin üyelerinin oluşumu ve işleyiş biçimi eleştiri konusu yapılmış buna örnek olarak da davacı örnek gösterilmiştir. Mahkeme ve yargılama kavramlarının hukuku ve hukukçuyu çağrıştırdığı gerçeği göz önünde tutulduğunda; yapılan eleştirinin toplumsal yarar bakımından doğal karşılanması gerektiği, eleştirinin özle biçim arasında denge kurularak yapılmış olduğu da gözetildiğinde hukuka aykırılıktan sözedilemeyeceği açık olduğundan davacının isteminin tümden reddedilmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bir miktar tazminata karar verilmesi yönündeki görüşüne katılamıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy