(765 S. K. m. 102, 455, 459, 465) (818 S. K. m. 41, 45, 47, 60)
Dava: Davacılar Gülsen Ablak ve arkadaşları vekili Avukat Ali Topçu tarafından, davalılar Milli Savunma Bakanlığı ve Ethem Fidan aleyhine 28.3.1997 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu desteğin ölümü nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece Milli Savunma Bakanlığı hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle diğer davalı hakkındaki istemin feragat nedeniyle reddine dair verilen 30.10.2001 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 18.6.2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat Füsun Durmaz ile karşı taraftan davalı vekili Avukat Altan Altundağ geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Davalılardan Topçu Er Ethem Fidan'ın haksız eylemi sonucu davacıların desteği yaşamını yitirmiş, davacılar haksız eylemi gerçekleştiren Ethem Fidan ile diğer davalı Milli Savunma Bakanlığı hakkında maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlar, yargılama aşamasında davalı Ethem Fidan hakkındaki davadan feragat etmişlerdir. Mahkemece, davalı Milli Savunma Bakanlığı hakkında istemin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Kurumda askerlik ödevini yerine getiren Topçu Er Ethem Fidan'ın, önceden sağladığı bir mermiyi nöbet sırasında kendisine verilen tüfeğin namlusuna sürerek ateş açması sonucu aracıyla 850 metre uzaktan geçen desteğin ölümüne yol açtığı, Ethem Fidan'ın Türk Ceza Yasası'nın 455/1. maddesi gereğince cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Türk Ceza Yasası'nın 465. maddesinde bir kimsenin veya bir şirketin hizmetinde bulunanlar tarafından vazife ve hizmet sırasında işlenen 455 ve 459. maddelerde yazılı cürümlerden dolayı hükmedilecek tazminattan o kimse veya şirket (haksız eylemi gerçekleştiren ile birlikte) sorumlu bulunduğu, Borçlar Yasasının 60/2. maddesinde de tazminat davalarında eylemin suç sayılması durumunda uzamış (ceza) zamanaşımının uygulanacağı düzenlenmiştir. Davacıların zarar görmesine yol açan olay haksız eylem sonucu gerçekleştiğine ve davacıların desteği ile zarara neden olan davalı arasında bir iş ve sözleşme ilişkisi bulunmadığına göre anılan maddelerdeki düzenlemeler itibariyle malen sorumlu bulunanlar hakkında da Borçlar Yasası'nın 60/2. ve Türk Ceza Yasası'nın 102/4. maddeleri gereğince uzamış (ceza) zamanaşımı uygulanır.
Dava konusu edilen olayın 26.4.1993 gününde gerçekleştiği, eldeki davanın ise 28.3.1997 tarihinde açıldığı gözetildiğinde uzamış (ceza) zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Şu durum karşısında zamanaşımı def'i reddedilerek işin esası incelenip varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken istemin zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davacılar vekili için takdir olunan 250.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18.06.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Uzamış ceza zamanaşımı kural olarak malen sorumlu hakkında uygulanmaz. Ancak, TCK. nun 465. maddesinde aynı yasanın 455 ve 459. maddelerinde yazılı cürümlerinden dolayı hükmedilecek tazminattan o kimse veya şirketinde (yani isdihdam edeninde) malen mesul olduğu açıklanmıştır. Bu nedenle ceza davası devam ettiği sürece suçtan zarar görenin malen mesul olan kişi veya şirketi de davaya dahil edip tazminat istemesi mümkündür. Ancak bu durum ceza davasının devam etmesi şartına bağlıdır. Somut olayda ceza davası 21.8.1995 tarihinde kesinleşmiş eldeki tazminat davası ise 28.3.1997 tarihinde açılmış bulunduğundan, davalı vekili Savunma Bakanlığı yönünden zamanaşımı gerçekleşmiştir. Bu nedenle yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumdan bozma kararına katılamıyorum. 18.06.2002 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy